19 Haziran 2018 Salı

#MİM# Ben Bunu Yazmam

Tigris

Selam Millet.
Keyifli bir mimle geldim. Hadi yamacıma toplanın.
Sevgili Deryacığımın başlattığı Ben bunu yazmam mim görevini ben de yerine getirmek istedim.
Öncelikle Delikızın Bohçası Derya'ya teşekkürlerimi sunarım.
Gelelim sorulara.
Bloğumda neleri yaaeım ya da yazmam .

Önce neleri yazarım bunu anlatayım.

Neleri Severek Yazarım?

Efendim. Tigris geçirdiği güne dair, olumlu ya da olumsuz ayrıntıları yazmayı sever. Kişisel blog olmanın avantajıyla hayatına dair yaşadığı ne varsa yazmakta sakınca görmez.Özgürdür.
İlham perileri yakınlarında dolaşıyorsa,iki satırlık şiirimsiler yazar. Mesela Bu
Çocukluk anıları depreşirse yazar , yazar, yazar. Kahveli söyleşiler
Birine kızdıysa giydirir de giydirir.Tıktık
Sevinçlerini dile getirir.Buradan
Üzüntüleri de geri kalmaz. Burada
Gezdiği yerler, tattığı lezzetler, cafede yer alır.Tıktık
Hobileriyle ilgili yayınlar yapar.Tık
Nostaljik eşyalarla ilgili anılarını yazar.Burada
Özel günleri ve anları kayıt altında tutmak adına bloğunda yer verir.Buradan
Mimlere bayılır. Mirimim
Çok sık olmasa da yemek tarifleri de verir. KuzuuKek
Ve okuduğu kitapları zaman zaman cafede misafir eder.Burada


Gelelim neleri yazmadığıma.

Neleri yazmam?

Din, siyaset, gibi hassas konularda yazmam, herkesin fikrine saygı duyarım.
Alış veriş konusunda yazmam. Aldıklarımın beni bağladığını düşünürüm.
Bloglarla ilgili teknik konularda yazmam çünkü bu konuyla uzaktan yakından bir bilgim yok.
Başka da aklıma bir şey gelmiyor.

Mim görevinin en can alıcı bölümü olan başka bloglara pas atmayı da unutmayalım. Bakalım o şanslı kişiler kimlermiş ?

Berikanın Günlüğü

Renkli pasta sepeti

Umarım yapmamışsınızdır.
Sevgiyle .









11 Haziran 2018 Pazartesi

95 Numara Sarı

Selam Dostlar ,
Yoğun bir tempodan tam çıktım diyordum ki , seminerlerin haftasonunda başlamasıyla neye uğradığımı şaşırdım.
Başlama hem ne başlama.
Bugün çarşamba görünümlü bir pazartesi benim için.
Neyse efendim bugünler de geçer sonra gelsin tatil yupiiii
Bu yoğunluğun arasında verdiğim küçük molalarla neşeleniyorum. Geçen gün tramvayda çok önemli bir yazıya dalmıştım.Yanıma 13-14 yaşında bir çocuk oturmuş. Hiç fark etmedim. Aralarında bir şeyler konuşuyorlar, mırıltılar kulağıma geliyor. Taa ki çocuğun bir cümlesi beni kendime getirdi.
"Saçımı 95 numara sarıya boyattım" Bunu duyar duymaz nasıl bir döndüm, çocuğa doğru ve ne göreyim. Kafayı bir numara traş ettirmiş, ortada kuş yuvası gibi bir tutam saç bırakmış onu da sarıya boyatmış. Ama ne sarı? Yok böyle bir renk. Sarı desem sarı değil, bakır desem hiç değil, turuncu desem o da değil. Neye benziyor deseniz tarifi yok. gülmemek için kendimi zor tuttum. Ama yüz ifadem, mimiklerim beni kesinlikle ele veriyordu.
Allahtan bir durak sonra indiler. Sonrasında düşündüm durdum. Bunca yıldır saç boyatırım, boyarım. 95 numara sarı diye bir renk duymadım, görmedim. Bilen varsa beri gelsin.
Bu moda tam deli işi bir şey, biri taş atıyor hadi çıkar çıkarabilirsen.
Bi de çizikli saç modası var ki sormayın gitsin.
Şimdilik ben kaçar saç boyama zamanım gelmiş 95 numara sarıyı düşünmüyor değilim hani.
Tabiki şaka
 sevgiyle kalın .

                                             Not: En güzel sarı benim çiçeğimin sarısı.

8 Haziran 2018 Cuma

Bir yıl daha bitti

Minik yüreklerim

Mutlu geceler dostlar
Koskoca bir yılı bitirmenin yorgunluğu ve bir o kadar da huzuru içindeyim.
Dokunduğum minik yüreklerin bahtı ve yolları açık olsun.
İleride çok güzel yerlerde karşılaşmak ümidiyle
Sevgiyle 

2 Haziran 2018 Cumartesi

Vay Be


Merhaba dostlar
Güzel bir cumartesi gününden herkese selam olsun.
Haftasonu evde iş güç derken az önce kendimi attım dışarı. Kapıdan çıkar çıkmaz telefonla konuşan genç bir kızın karşısındaki kişiye büyük bir heyecanla anlattıkları kulağıma çalındı.
“ Biliyor musun artık 21 oldum. Lan bu yirmibir yaş ne güzelmiş. Ama biliyor musun 2021’ de yirmibir yaşında olsaydım daha iyi olurdu. “ Konuşmanın ancak bu kadarına şahit olabildim. Yanımdan geçip gitti.
O gitti gitmesine de 21 yaşın ne menem bir şey olduğu düşüncesi aklımdan gitmedi. Hala da düşünüyorum. 21 yaşında ben nasıl hissediyordum acaba?
Tigris 21 yaşında
Ama eminim ki o genç kız kadar heyecan duyacağım bir yaş değildi. Hatta tek tek bütün yaşlarımı hatırlamaya çalıştım, vay be ben şu yaştayım  diyeceğim bir yaşı koydunsa bul.
Habir tek 24 yaşım en şanslı olduğum bir yıla denk geldi o kadar.
Peki siz 21 yaşınızda neler hissettiniz.
En şanslı hissettiğiniz yaş hangisiydi?
Yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgiyle
Tigris 24 yaşında

31 Mayıs 2018 Perşembe

"HIRS"lı

   
Kahve 

Selam Cafeciler.
        Akşama anlatacaklarım var. hadi alın kahvelerinizi  de rahat koltuklarınıza gömülün.
       Kulak verin söyleyeceklerime
 İnsanın yaşantısının şekillenmesindeki en önemli faktör ailesidir.Sonrasında yakın çevresi , bulunduğu toplum ve aldığı eğitimin kalitesi yaşamına yön verir.
         Bazen de en iyi koşullarda yetişse bile insan mizacı, onu esir alır. Gereksiz hırslar denizinde boğulur gider. hatta çevresindekileri de bu ihtiras denizinde boğmak için elinden geleni yapar.
         Hırs nedir peki? İnsan neden hırslanır?
       Sözlüğe baktığımda Hırs kelimesinin anlamı şu şekilde açıklanmıştır.
 "Hırs: 1- Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku. 2- Öfke kızgınlık."

Peki soruyorum size neden isteklerimizin sonu yok?
Çevremdeki insanların içlerinde büyüttükleri  hırs,  kıskançlıklarıyla olan yarışı burun farkıyla kazanıyor. Kıskandıkça hırslanıyorlar, hırslandıkça kıskançlıkları kat be kat artıyor.
"Hep benim olsun, en güzeli benim olsun,benim , benim, ben , ben , ben , ben......" Of ki ne of sonu bir türlü gelmeyen gelemeyen ben. Biraz, korku, biraz kaygı, biraz öfke ve kızgınlık karışımı alın size enfes hastalıklı  hırs kokteyli afiyetle için ,içirin.
Hani nerede kaldı, sevgi, şefkat, iyilik.

Söyleyin bakalım şimdi sizdeki hırs ne durumda, sizi en çok ne hırslandırır.
Ya da çevrenizdeki hırslı insanlardan gördüğünüz zararın boyutu ne ?

İMDAT!... Ben boğuyorlar.

18 Mayıs 2018 Cuma

Unutturamaz- Unutmadım

Ekrem- Müzehher GÜYER
Ölümsüz aşk

 Karaman 1921 yılında  ileride hafızalardan silinmeyecek bir bebeğin doğumuna tanıklık eder. Geçen üç yılın ardından, İzmir'de devam eden yaşam hikayesi, 1944 yılı'nda Ankara radyosunda ses sanatçısı Müzehher Hanım'la yaşanan büyük aşkla taçlanır. Kısa bir süre sonra da nikah masasında mutluluğun imzası atılır. Bu ölümsüz aşk 1946 yılında meyvesini verir ve oğulları Metin dünyaya gelir. Bu büyük aşkın sahibi büyük bestekar Ekrem Güyer'den başkası değildir.
Küçük yaşlardan itibaren musikiye olan ilgisi sayesinde ud, tambur ve bağlama çalmayı öğrenmiş, gramafonda dinlediği şarkılara eşlik etmeye başlamıştır. Musiki aşkı onu 1943 yılında Ankara Radyosunun kapılarını açmasına vesile olmuştur.
Eşi Müzehher Hanım'a olan aşkı bir gün udunun tellerinden  nihavend makanında şu nağmeler olarak dökülür.

"Unutturamaz seni hiçbir şey Unutulsam da ben
Her yerde sen , herşeyde sen Bilmemki nasıl söylesem.
Bir sisli hazan kesilir  ruhum eğer görmezsem
Her yerde sen herşeyde sen, bilmemki nasıl söylesem"

 1954 yılının şubat ayında Ekrem bey birden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılır. Doktorlar çaresizlik içinde midesindeki kanamayı durduramazlar ve 19 şubat 1954 günü Ekrem Güyer 33 yıl gibi çok kısacık ömrüne sığdırdığı  ölümsüz besteleri ve aşkıyla vedalaşıyordu.
  Bu çok erken ve ani ölüm üzerine Müzehher Hanım'ın günleri O'nun yokluğuna nasıl dayanacağını düşünmekle geçiyordu. Birgün O'na olan özlemi dayanılmaz bir hal aldı ve gözyaşlarına şu dizeler eşlik etti.

"Unutmadım seni ben, unutmadım her zaman kalbimdesin.
Aylar yıllar geçti, söyle sen nerdesin
Anlaşıldı sen geri dönülmeyen yerdesin,
Anlaşıldı sen geri gelmeyeceksin
Unutmadım , unutamadım seni ben
Her zaman bendesin "

Daha sonra Müzehher Hanım bu dizeleri yazdığı kağıdı bestekar Şekip Ayhan Özışı'ğa verir.  Şekip Ayhan Özışık da Karcığar makamında besteleyerek  eseriyle Ekrem- Müzehher Güyer aşkını ölümsüzleştirmiştir.

Ahhh minel aşk.


Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...