1 Temmuz 2018 Pazar

Gelincik Serbeti

Gelincik Serbeti

Selam a dostlar
2016 yılının haziranında şu yazıyı Şerbet İçelim mi? kaleme aldığımda daha gelincik şerbeti yapma fırsatım olmamış.
Tigris bu ne yapar eder, kafasına koyduğunu işleme geçirir.
Evett iki yıldır gelincik şerbeti yapma fırsatım oldu.
Gerçi bu seneki biraz hüzünlüydü.
Bayram sabahı babamın mezarını ziyaretten dönerken rastladım gelincik tarlasına. Toplayıp toplamamakta tereddüt ettim. Ama bilirdim ki arabayı babam durdurturtu. “ Bak senin gelinciklerden var , burada.” Diye
Topladım topladım, kendimi sonsuz kırmızılığın içinde kaybettim. Neler geçmedi ki aklımdan. Ahhh
Hem topladım hem ağladım. Sanki hepbir ağızdan bana haykırıyordu gelincikler.
“Heyyy Tigrisss, Tigrissss”
Hafif bir rüzgarın uğultusu çalındı kulağıma. Tigris
Doğa anne benimle konuşuyordu. Gelincikler, çekirgeler, rüzgar, bulutlar bile . İki damla yağmur olup düştü üstüne.
Doğa anneden geldin dönüşün yine onadır Tigris.
Şimdi sana sunulan bu güzellikleri kullan, sen de sun sevdiklerine.
Evet evet işte şerbet oluverdi gelinciklerim, siz sevdiklerime sunacağım günü bekleyişteler.
Hadi gelin sunayım size sevgiyle.

Not: Gelincik şerbetinin yapılışı:
Gelincik yapraklarının siyah kısımları ayıklanıp( eğer siyah kısımlar ayıklanmazsa şerbetin rengi bulanık olur), güzelce yıkanır ve bir kavanoza doldurulur.
Üzeri suyla doldurulur ve bir çay kaşığı limontuzu ilave edilip kavanozun kapağı sıkıca kapatılır.
Üçgün sonra kırmızıya dönmüş su süzülür. Bir kapta şekerli su kaynatılır içine tarçın ve karanfil ilave edilir.  Daha sonra gelinciklerden elde edilen su ikave edilerek soğuk servis yapılır. Ben şeker ilave etmeyi sevmediğim için gelincikten elde ettiğim suyu, buz kaplarına koyarak donduruyorum. Kahvenin yanında ,madensuyunun içinde bu buzlar nefis oluyor.  Yazın vazgeçilmez serinleticisi gelincik şerbetini deneyen var mı ?



26 Haziran 2018 Salı

Yine Bu Yıl Ada Sensiz

Ahmet Bey’le Osman Bey iki iyi arkadaştan öte yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen gönül dostudurlar.
Her yaz Ada’da( Büyükada) buluşurlar, tavla oynarlar ve Dil burnunda gezmeyi severlermiş. Ada’nın eşsiz öanzarası eşliğinde yaz günlerinin keyfini çıkarırlarmış. Gel zaman git zaman 1937 senesinin onuncu ayının onuncu günü Ahmet Bey yakalandığı zatürreden kurtulamayıp 56 yaşında hayata veda etmiş. Sevgili dostu Osman Bey onun ölümüne çok üzülmüş. Yazın  Adaya gittiğinde Onun yokluğu daha bir içine işlemiş. Dilburnu’nda gezinirken gözünden yaşlar , dilinden  de şu dizeler dökülüvermiş.

“Yine bu yıl Ada sensiz  içime hiç sinmedi
   Dil’de yalnız dolaştım hep gözyaşlarım dinmedi
   Ben de şaştım nasıl oldu yüreğime inmedi
   Dil’de yalnız dolaştım hep gözyaşlarım dinmedi”

Bu eşsiz dizelerin sahibi Bestekar Osman Nihat Akın’dan başkası değildir.
Sonra bu güfteyi nihavend makamında besteleyip dostu tarihçi Ahmet Refik Altınay’ın anısını hep yaşatmak adına Türk Musikisi repertuarına  klasik bir eser olarak kazandırmıştır.

Bir çok sanatçı’nın seslendirdiği bu güzel eserin bence en iyi yorumlarından birisi Müzeyyen Senar Hanıefendi’ye aittir.
Sanılanın aksine bir sevgiliye değil değerli bir dosta ithaf edilmiş Türk Musıkisinin bu ölümsüz eseri ben de yerine kimseyi koyamayacağım gönül dostuma , sevgilerimle gönderiyorum. ( Bu. yazıya istinaden üstüne alınan olabilir . Fakat o kişinin burada beni takip eden  biri olmadığını özellikle belirtmek isterim. Bi de bu sapıklar var çünkü. Her yazımdan , her yayınımdan anlam çıkarıp, her an beni gözetleyen. )
Plaklarımdan kaydettiğim bu eserle sizleri başbaşa bırakıyorum.( Youtube kanalıma abone olmayı da unutmayın canlarım .)
Sevgiyle


 

19 Haziran 2018 Salı

#MİM# Ben Bunu Yazmam

Tigris

Selam Millet.
Keyifli bir mimle geldim. Hadi yamacıma toplanın.
Sevgili Deryacığımın başlattığı Ben bunu yazmam mim görevini ben de yerine getirmek istedim.
Öncelikle Delikızın Bohçası Derya'ya teşekkürlerimi sunarım.
Gelelim sorulara.
Bloğumda neleri yaaeım ya da yazmam .

Önce neleri yazarım bunu anlatayım.

Neleri Severek Yazarım?

Efendim. Tigris geçirdiği güne dair, olumlu ya da olumsuz ayrıntıları yazmayı sever. Kişisel blog olmanın avantajıyla hayatına dair yaşadığı ne varsa yazmakta sakınca görmez.Özgürdür.
İlham perileri yakınlarında dolaşıyorsa,iki satırlık şiirimsiler yazar. Mesela Bu
Çocukluk anıları depreşirse yazar , yazar, yazar. Kahveli söyleşiler
Birine kızdıysa giydirir de giydirir.Tıktık
Sevinçlerini dile getirir.Buradan
Üzüntüleri de geri kalmaz. Burada
Gezdiği yerler, tattığı lezzetler, cafede yer alır.Tıktık
Hobileriyle ilgili yayınlar yapar.Tık
Nostaljik eşyalarla ilgili anılarını yazar.Burada
Özel günleri ve anları kayıt altında tutmak adına bloğunda yer verir.Buradan
Mimlere bayılır. Mirimim
Çok sık olmasa da yemek tarifleri de verir. KuzuuKek
Ve okuduğu kitapları zaman zaman cafede misafir eder.Burada


Gelelim neleri yazmadığıma.

Neleri yazmam?

Din, siyaset, gibi hassas konularda yazmam, herkesin fikrine saygı duyarım.
Alış veriş konusunda yazmam. Aldıklarımın beni bağladığını düşünürüm.
Bloglarla ilgili teknik konularda yazmam çünkü bu konuyla uzaktan yakından bir bilgim yok.
Başka da aklıma bir şey gelmiyor.

Mim görevinin en can alıcı bölümü olan başka bloglara pas atmayı da unutmayalım. Bakalım o şanslı kişiler kimlermiş ?

Berikanın Günlüğü

Renkli pasta sepeti

Umarım yapmamışsınızdır.
Sevgiyle .









11 Haziran 2018 Pazartesi

95 Numara Sarı

Selam Dostlar ,
Yoğun bir tempodan tam çıktım diyordum ki , seminerlerin haftasonunda başlamasıyla neye uğradığımı şaşırdım.
Başlama hem ne başlama.
Bugün çarşamba görünümlü bir pazartesi benim için.
Neyse efendim bugünler de geçer sonra gelsin tatil yupiiii
Bu yoğunluğun arasında verdiğim küçük molalarla neşeleniyorum. Geçen gün tramvayda çok önemli bir yazıya dalmıştım.Yanıma 13-14 yaşında bir çocuk oturmuş. Hiç fark etmedim. Aralarında bir şeyler konuşuyorlar, mırıltılar kulağıma geliyor. Taa ki çocuğun bir cümlesi beni kendime getirdi.
"Saçımı 95 numara sarıya boyattım" Bunu duyar duymaz nasıl bir döndüm, çocuğa doğru ve ne göreyim. Kafayı bir numara traş ettirmiş, ortada kuş yuvası gibi bir tutam saç bırakmış onu da sarıya boyatmış. Ama ne sarı? Yok böyle bir renk. Sarı desem sarı değil, bakır desem hiç değil, turuncu desem o da değil. Neye benziyor deseniz tarifi yok. gülmemek için kendimi zor tuttum. Ama yüz ifadem, mimiklerim beni kesinlikle ele veriyordu.
Allahtan bir durak sonra indiler. Sonrasında düşündüm durdum. Bunca yıldır saç boyatırım, boyarım. 95 numara sarı diye bir renk duymadım, görmedim. Bilen varsa beri gelsin.
Bu moda tam deli işi bir şey, biri taş atıyor hadi çıkar çıkarabilirsen.
Bi de çizikli saç modası var ki sormayın gitsin.
Şimdilik ben kaçar saç boyama zamanım gelmiş 95 numara sarıyı düşünmüyor değilim hani.
Tabiki şaka
 sevgiyle kalın .

                                             Not: En güzel sarı benim çiçeğimin sarısı.

8 Haziran 2018 Cuma

Bir yıl daha bitti

Minik yüreklerim

Mutlu geceler dostlar
Koskoca bir yılı bitirmenin yorgunluğu ve bir o kadar da huzuru içindeyim.
Dokunduğum minik yüreklerin bahtı ve yolları açık olsun.
İleride çok güzel yerlerde karşılaşmak ümidiyle
Sevgiyle 

2 Haziran 2018 Cumartesi

Vay Be


Merhaba dostlar
Güzel bir cumartesi gününden herkese selam olsun.
Haftasonu evde iş güç derken az önce kendimi attım dışarı. Kapıdan çıkar çıkmaz telefonla konuşan genç bir kızın karşısındaki kişiye büyük bir heyecanla anlattıkları kulağıma çalındı.
“ Biliyor musun artık 21 oldum. Lan bu yirmibir yaş ne güzelmiş. Ama biliyor musun 2021’ de yirmibir yaşında olsaydım daha iyi olurdu. “ Konuşmanın ancak bu kadarına şahit olabildim. Yanımdan geçip gitti.
O gitti gitmesine de 21 yaşın ne menem bir şey olduğu düşüncesi aklımdan gitmedi. Hala da düşünüyorum. 21 yaşında ben nasıl hissediyordum acaba?
Tigris 21 yaşında
Ama eminim ki o genç kız kadar heyecan duyacağım bir yaş değildi. Hatta tek tek bütün yaşlarımı hatırlamaya çalıştım, vay be ben şu yaştayım  diyeceğim bir yaşı koydunsa bul.
Habir tek 24 yaşım en şanslı olduğum bir yıla denk geldi o kadar.
Peki siz 21 yaşınızda neler hissettiniz.
En şanslı hissettiğiniz yaş hangisiydi?
Yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgiyle
Tigris 24 yaşında

Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...