Bahar Dalına. Guzelleme

Bahar Dalına. Guzelleme
Bahar Dalına Guzelleme

Daha önceki gün dalında bir tane çiçek vardı. 
Nasıl da donandın öyle , beyazların en güzelini?
Kıskandım ve de imrendim.
Ne kadar süslenirsem süsleneyim senin güzelliğin yanında hep sönük kalacağım.
Üstelik her bir çiçeğin meyveye dönecek. 
Bense kendine hayrı olmayan  kupkuru bir dilek ağacı.
Olsun senin güzelliğin her sabah ruhumu okşuyor ya.
Her mevsim ayrı bir tonda sunuyorsun ya sevgiyi.
Daha ne isterim ki?
Yüreğimin baharında açan en güzel ağaçsın sen.
Hele bir de yağmur yağsın usul usul üzerine 
   buğulu meyapraklarına dalıp giderim,
Gönlümde açar gökkuşakları
İşte o zaman değmeyin keyfime.




Devamını Oku

Cafe'ye Bahar Geldi

Cafe'ye Bahar Geldi
Kristina- Cafe Tigris'e Bahar geldi

Hanımlar Beyler
Merhaba
Nasılsınız görüşmeyeli ?
Dünya telaşesi dışında, çözümsüz hiçbir derdiniz olmasın aman ha
Havalar da diyorum iyiden iyiye ısınmaya başladı.
Bahar geldi canım.
Sabah bahçedeki ağacın birisinde gördüğüm minik tomurcuk beni çok heyecanlandırdı.
"Beni bu güzel havalar mahvetti" diyerek ustaya bir selam çakayım ,baharın ruhumdaki etkilerini sonraki yazılarıma saklayayım .
Bahar her yere gelir de Cafe'ye uğramamazlık etmez a.
Latife bir yana benim çok uzaklardaki, Amerika'daki, sevgili dostum Kristina,
( Onu tanımayanlar için   Tık tık )
Cafe'nin çehresini değiştirmek için kolları sıvadı böyle şirin, kedili , kahveli ,bol sohbetli , rengarenk bir cafe resmi yapıp gönderdi.
Sizlere de kucak dolusu selamlarını göndermeyi de ihmal etmedi
Cafe'de karşılıklı oturmuşuz kedileri Mimzy ve Molly de yanımızda kahvemizi yudumluyoruz.
Bize katılmak isteyenler?
Cafe'nin yeni çehresi hakkındaki yorumlarınızı merakla bekliyorum
Sevgiyle

Devamını Oku

Bugun Kendiniz İcin Ne Yaptiniz ?

 Bugun Kendiniz İcin Ne Yaptiniz ?
Bugünün tekrarı yok her anından keyif al

Selam dostlarım,
Bu sıralar havanın kararsızlığı, ilkbahar görünümlü kış mevsimi gibi bir şey,
Beni yine yorgan döşek yatırmış olsa da
Sizlerden ,Cafemden vazgeçemem ki
Herşeyin başı sağlık tabiki sağlığınız yoksa hiçbir şeyin pek bir ehemmiyeti kalmıyor a dostlar.
Yatağımda burnumu çeke çeke bir yandan da düşüncelere dalmış buldum kendimi.
Dedim ey Tigris bugün kendin için ne yaptın?
El cevap yarım kalan kitabımı bitirdim. Sonracıma köklenmiş çiçeklerimi toprakla buluşturdum.
Her ne kadar tad alamasam da kahvemi ağır ağır  keyifle yudumladım .
Eh bugünlük çok şey yapmışım kendim için
Peki siz , siz dostlarım kendiniz için bugün ne yaptınız ya da yapamadınız ?

Devamını Oku

Fistik Yesili Mart

Fistik Yesili Mart

Martın Rengi Fıstık Yeşili

Selam Dostlarım
Mart'ı da yarılamışız . Nasıl da çabuk geçiyor günler artık hızına yetişemez oldum.
Güneş yüzünü gösteriyor yavaş yavaş.kara bulutlardan fırsat buldukça.
Leylekleri de getirdi baharın ilk tatlı rüzgarı.
 MOR  şubattan sonra Mart'ın rengi fıstık Yeşilidir benim yüreğimde.
Tıpkı ağaçların tomurcukları tonunda bir yeşil .
Nasıl da heycanlı nasıl da kıpır kıpır.
Doğa  martta,uyanmak istemeyen yaramaz çocuk olmuş , yatağında kıpır kıpır dönüp duruyor.
Fıstık yeşili gözlerini ovuşturıyor
Sizin Mart renginiz nedir?
Sevgiyle.
Devamını Oku

Yoklugun Dayanilmaz Hafifligi

Yoklugun Dayanilmaz Hafifligi

Yoklugun Dayanilmaz Hafifligi 

Sen geldiğinde ben olmayacağım,
Yokluğunda nasıl ki yok oluyorsam 
Aynen öyle bulamayacaksın beni. 
Bana kızdığında bir kere daha ölen ümitlerim şimdi, 
yokluğumla sonsuzlaşacak
 Yaktığın ateşin külleri saracak gökyüzünü
Gözüne kaçan zerrelerim ağlatacak seni. 
Bana son perdeden saydığın sözlerin acı tadında  o gün gelecek aklına 
Bir ah çekeceksin 
Ve ben hiç olmayacağım
Daha önce olmadığım kadar 
Eski emanetler dükkanında yitireceksin sevgimizi
 Ve Hiç senin olmayacak beni
Benimle kal diyemem
Yokluğun dayanılmaz hafifliğinde.
Devamını Oku

Bekliyordum

Bekliyordum
Leylekler Gelmiş

Bekliyordum, eli kulağında diyordum.
Ama daha beş altı gün var diye hesaplıyordum.
Nasıl da sürprizle geldi.
Kanatlarının yorgunluğunu rüzgara bırakıp,
Akşamüstünü selamlayan ,
Çok uzaklardan gelen misafir.
Hoşgeldin hoşluklar getirdin.
Sürprizlerini de peşin sıra sürükledin.
Bu akşam içim içime sığmıyor.
Kalbim ,leyleklerin kanatlarıyla yarışıyor.
Baharı getirmiş, gerçekten getirmiş
 Gelmiş gelmiş,Vallahi gelmiş
İnanmazsanız leyleklere sorun.

Devamını Oku

Anadolu'mda Bir Kadın

 Anadolu'mda Bir Kadın
Şehit Şerife Bacı KASTAMONU

O da diğer Anadolu kadınları gibi 16 yaşında, daha çocuk denilecek yaşta, Seydiler'in Satı köyünden bir erkekle dünya evine girmişti. Bahtsızlık yakasını bir türlü bırakmıyordu. Kınası solmadan eri savaşmak için cepheye çağrılmış 6 ay sonra da Çanakkale'den ölüm tezkeresi gelmişti. Köy yerinde dul olmak ayıplanacak, tehlikeli bir durumdu. Onu  zaman kaybetmeden asker gazisi olan Topal Yusuf'la evlendirdiler.
   Üç yıl sonra da dünyalar güzeli bebeği Elif'i kucağına aldı. Çalışkandı her işe koşardı. Kocasının bir köşede oturmak zorunda olması, onun erkek işini de yapması için en büyük nedendi. Elif'e fazlasıyla yeten sütü onun yetim bebelerin süt anası da yapmıştı. Zor günlerdi. İnsanlar yoksuldu, savaş kapıdaydı.
   Bir akşam üstü köyde tellal bağırdı." Ey ahali duyduk duymadık demeyin, her haneden bir kağnı İnebolu'ya yük taşımak üzere gidecektir." Tellal ısrarla bağırıyordu. Bu işte bir gariplik vardı. Demek ki olağan üstü bir durum vardı.
   1921 yılının son günleriydi, kara kış elinden geleni yapmış bütün yolları kapatmıştı. Topal Yusuf'un yerine  kendi koştu öküzlerini kağnısına. Elif'ini de bağladı sırtına. İnebolu'ya doğru çıktı yola. Mustafa Kemal Paşa " Gözüm cephede kulağım İnebolu'da" diyordu. İnebolu limanında kağnılar sıralanmış, cephaneler yükleniyordu. O da aldı yükünü Bismillah'la koyuldu yola. Kar şiddetini artırmış geçit vermiyordu, karla karışmış çamurlu yollar. Baktı ki top mermileri ıslanacak, yavrusunu sırtından indirdi, top mermilerinin içinde yer yaptı. Tek örtüsü olan yün yorganını bebesinin ve mermilerin üzerine örttü.
   Kara öküz yorgundu, cılızdı, hastaydı. Zaten buraya kadar da Sarı öküz getirmişti kağnıyı.  Kağnıdan indi, bir yandan dualar edip bir yandan da kara öküzün başını okşuyor yalvarıyordu. " Kulun köpeğin olayım hadi kara öküz, cepheye, zamanında yetişmek gerek." Kara öküz biraz ayaklanıyorsa biraz sonra yine yıkılıyordu. Kar durmuş ama soğuk iyiden iyiye bastırmıştı. Elif uyuyordu. O uyanmadan Kastamonu'ya varabilse gerisi Allah kerim'di.
   Soğuğun etkisini yavaş yavaş vücudunda hissediyor elleri ayakları uyuşuyordu.Elif uyuyordu. Kastamonu'ya kadar uyusaydı bari. Gittikçe uzaklaşan kağnı gıcırtıları belli belirsiz duyuluyordu. Elif'i uyanmış çığlık çığlığa ağlıyordu. Ama  anası taş kesilmiş kağnı üzerine kapaklanmıştı .
   Kastamonu kışlası yakınlarındaki kimsesiz kağnıyı farkeden görevliler yanına yaklaştıklarında acıklı manzarayla karşılaştılar. Kağnı üzerinde kapaklanmış kalmış bu genç kadını kaldırdıklarında , boğuk bir ağlama sesi duydular. Yorganın arasından açlıktan ve ağlamaktan bitkin düşmüş  Elif'i bulup çıkardılar.
   Top mermilerini ve bebesini korumak için kendini feda eden bu Anadolu Kadını Şerife Bacı'dan başkası değildi.
   Türk Milleti ona olan minnettarlığını göstermek için Kastamonu'da adını okullarda, cadde ve sokaklarda yaşatmaya devam ediyor. Bir gün yolunuz Kastamonu'ya düşerse valilik önünde sizi önce  Şehit Şerife  Bacı  selamlar. Bu ülkenin öyle kolay kolay alınmadığını , bugünler için canını hiç korkmadan feda ettiğini haykırırcasına.
   Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Mustafa Kemal'in Kağnısı" Şehit Bacı'nın kağnısıdır bilesiniz.
Devamını Oku