Bayram Bitti

Bayram Bitti

Sevgili Dostlarım.
Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun.
Gecikmiş bir kutlamayı ancak yaıya aktarabiliyorum.
Bir tarafta evin şenliği çocuklar , diğer tarafta , bayram ziyaretine gelenler
Buraya uğramak ne mümkün.
Cuma sabaha karşı gelmeye başlayan abilerim ve yeğenlerimle geçen dolu dolu ve bir o kadar da duygu yüklü 4 koca gün.
Pazar sabahı bayram kahvaltısında toplandığımızda çocuklara sordum .
"Bu ailede en zengin kim " diye.
Çocuklar kendilerince birinin ismini söylediler.
Hayır dedim .  En zengin dedeniz ve banaanneniz.
Çünkü şu masadaki huzur ve mutluluğun değerine paha biçilemez.
Sizlerle biriz bütünüz ve mutluyuz.
Bugün hepsi tek tek evden ayrılıp gittiler ve yine el elde başbaşta kaldık.
Bir evi ev yapan çocuklar dede nine torun yenge hala amca oluyor.
Herkes gitti ve bizim evde bayram bitti ya sizde ?


Devamını Oku

Misafirimiz Çok Özel

Misafirimiz Çok Özel

Merhaba Dostlar.
Ramazan'ın ve okulun son demlerini dolu dolu yaşadığımız bugünlerde
Yoğun tempo beni epey yordu.
Bir yandan ev temizliği, alışveriş bir yandan okul seminerleri
Doktor ,ilaç ,çarşı ,pazar derken
Günü ,saati ,zamanı unutur oldum.
Bugün de tabiri caizse dokuz ayın çarşambası bir güne sığmak zorunda kaldı.
 Eeee seminerlerimizin çok özel konuğuna ev sahipliği ,hatta evlatlık yapmak kolay mı?
Evet evet babam bugün okulumuzun misafiriydi.
Son kitabında hayatında ve  öğretmenliğinde yaşadığı birbirinden değerli anılara ve anektodlara yer verdiği için, okul müdürümüz öğretmen arkadaşlarımızın bu tecrübelerden faydalanabilmeleri için babamı  davet etti.
Çok uzun bir aradan sonra ilk defa dışarı çıkmanın  mutluluğu ve heyecanını günler öncesinden yaşamaya başladı. Akşamdan kıyafetleri hazırlandı. Sabah çok erken uyandı. Bayram sevinci yaşayan çocuklardan daha fazla heyecanlıydı. Ben de en az onun kadar heyecanlıydım.
Çok keyifli bir söyleşi oldu.
Kah güldük kah duydu dolu anlar yaşadık.
Son cümlesi en vurucu olanıydı.
" Öğretmenlik çok kutsal bir meslektir.Bu mesleğin kıymetini bilin, bir daha dünyaya gelsem yine öğretmen olurdum. "
Teşekkür ederim canım babacım bana kattıkların ve beni bugünlere getirdiğin için

Devamını Oku

Ben Babamın Kızıyım

Ben Babamın Kızıyım
Babacım

Canım Babacığım,
Küçük yaşına aldırmadan evinden çok uzaklarda ve bir o kadar da güç koşullarda hayatın bütün engellerini aşarak başarılarına her geçen gün yenilerini ekledin .
Senin bunca başarılarının yanında sanırım en güzeli de dört evladını da okutup , doğru ve dürüst bireyler olmamızdır.
Geceni gündüzüne katıp, büyük bir fedakarlıkla bizleri bugünlere getirdin.
İdarecilik yaptığın dönemde evin araban olmasa da " Benim dört tane apartmanım, dört tane de tırım var" cevabınla bizkere olan güvenini ve gururunu her fırsatta dile getirdin.
Öyle ki bir maaşla dört çocuğunu okutmak için zor günler geçirdiğimizi hissettiğimde "Babaların parası bitmez ! " sözüm içinde yıllar geçse de yer etti.
Seninle aynı mesleği yapmamız benim için hep bir ayrıcalık oldu.
" Babasının kızı, onun gibi akıllı, onun gibi prensipli" sözleri başarımın anahtarı oldu.
Evet ben babamın kızıyım ve biliyorum ki her geçen gün babamın sağlığı daha iyiye gidiyor.
Sağlıklı ve uzun bir ömür dileklerimle
                                                                                                                                 Biricik Kızın
Devamını Oku

Haziran Parlak Kırmızı

Haziran  Parlak Kırmızı

Haziran Kirmizi



Merhaba Dostlarım.
Görüşmeyeli nasılsınız, neler var hayatınızda değişen ?
Bende gün itibariyle durum toplantılar seminerlerle yoğun tempoya devam.
Okullar kapandı kapanmasına. Kağıt kürek işleri de biterse benden iyisi olmaz.
Bu arada Haziran'ı da yarıladık. Bugün baktım da Hazian'ın rengini yazmamışım.
Gerçi rengarenk bahçelerden, gökyüzünden renk seçmekte zorlandım.
Aklıma çocukluğumdaki ilkokul sıralarında hergün bizi selamlayan mevsim şeridi geldi.
Haziran kirazla özdeşleşirdi bu dört resimden yazı temsil edeninde.
Kiraz'ın en canlı kırmızısıdır, haziran.
Boğucu sıcaklara merhaba derken buzdolabından çıkmış bir tabak buğulu kirazın serinliğindedir.
Komşu bahçesinden sepet sepet toplayıp, kulaklarımıza küpe yaptığımız kırmızıdır, haziranın en güzel süsü.
Şimdilerde, manav ve pazar tezgahlarını süsleyen iri ve koyu kırmızı aşılı kirazların yakıcı tatlılığına inat,
Parlak kırmızı , küçük ve tatlımsıdır, haziran.
Peki Haziran sizde ne renktir?

 Diğer ayların renkleriyle ilgili yazıları okumak için TIK TIK



Devamını Oku

Kahveli Soylesiler 4

Kahveli Soylesiler 4

Selam Dostlarım.
Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum.
Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle paylaşıyorum.
Mübarek Ramazan Ayı içinde olduğumuz için bugün de sohbetimiz çocukluğumdaki Ramazan günleri üzerine olsun.
Hadi alın kahvelerinizi de sokulun yamacıma yamacıma.
Kahveli Soylesiler 4

Efendim çocukluğumda da Ramazanlar şimdiki gibi yaz aylarına denk geliyordu.
Trabzon'un nemli ve sıcak ikliminde Oruç tutmak gerçekten çok meşakkatliydi.
Büyüklerimiz "Allah sabrını veriyor" derler ve büyük bir huzurla dini görevlerini yerine getirirlerdi.
Benimse o günlerden aklımda kalan en güzel anı hep birlikte ceviz masa etrafında toplandığımız iftar sofralarının bereketi ve huzurudur.
Evin en büyüğü dedem masanın başına oturur, bizler kuzenlerim ,teyzelerim ,annem , abilerim bazen dayılarım en az onbeş kişi masanın etrafına dizilirdik. Ramazan topunun atılmasını büyük bir heyecan ve korkuyla beklerdim.
Masada kuru soğan, yerli salatalık ve domatesle hazırlanmış bol zeytinyağlı ve anneannemin evde yaptığı üzüm sirkeli çoban salata, zeytin, su ve meşhur Trabzon ekmeği ve ramazan pidesi hergün yerlerini muhafaza ederdi.
Bunun yanında gününe göre Allah ne verdiyse  bakır tncerede pişmiş mezgit buğulama, karışık dolma,  karalahana sarma, karalahana çorba, yaz türlüsü, kuzu etli taze fasülye yemeği porselen tabaklarımızda yerini alarak midemizi şenlendirirdi.
Evin küçüğü pencerede bekler, büyükler topun atıldığını ve ezanın okunduğunu müjdelerdi.
Dedemin içten söylediği besmele eşliğinde önce suyla ve zeytinle oruçlar açılır, sonrasında çatal veya kaşığın porselen tabaktaki melodisi dışında ses işitilmezdi.
Yemek bitiminde eğer balık yenmişse evin küçükleri masandan kalkmadan önce elleri sabunlu bezle silinir, sonra banyoya gönderilirdi.
Masadan kalkmadan yemeği kim yapmışsa ona mutlaka eline sağlık denir ve Elhamdülilllah Yarabbi şükür demeyi ihmal etmezdik.
 Şimdilerde düşünüyorum da  bir çeşit yemekle onca kişi nasıl doyar nasıl keyif alırdık.
Yemekten sonra olmazsa olmaz çay içilmen dedemin de keyfi yerine gelmezdi. 
Porselen demlikte değişik çayların harmanlanarak hazırlandığı çayın kokusu bütün evi sarardı.
Her gece evin mutlaka bir misafiri de olurdu. 
Çaya yetişen çay içer çay yoksa mevsim meyvelerinden mutlaka ikram edilirdi.
Trabzon'un eğri sap armutu, küçük mürdüm eriği ya da karayemişini hatırladıkça tadı damağımda büyük bir özlem duyarım.
Gece geç saatlere kadar oturmayı isterdik de yorgunluktan uyuyakalırdık. Ta ki o müthiş gümbürtüyü duyana kadar. Bu birinci toptur kalk topu. Biraz sonra ikinci top atılır ye topu ve ezandan biraz önce üçüncü top yat topu.
O devirde Trabzon' da davulcular yoktu ama o top var ya o top en derin uykudan sıçratırdı beni.
Sahurda uyanmışsam ceviz masadaki yerimi mutlaka alır yarın ben de oruç tutacağımı söylerdim.
Tabiki büyüklerimiz çocuk orucuna razı olurlardı ve yatardım.
Öğleye doğru  bize kahvaltı hazırlanır ama oruçluyum ben der oturmak istemezdim . Anneannemin" uşaklar aç kaldı, gıdasız kaldı, emanet onlar ben babalarına ne derim sonra " feryatları eşliğinde kuzu kuzu oturup kahvaltımızı yapardık.
Akşama kadar sokakta oynar ezana az bir süre kaldığında evdeki büyüklerden birinin haydi eve çağrısıyla merdivenleri üçer beşer çıkıp, elimizi yüzümüzü yıkayıp, ceviz masadaki yerimizi alır ezanı  ve topun atılmasını beklerdik. 


Devamını Oku

Oruç Baba'dan Naklen

Oruç Baba'dan Naklen
Oruç Baba Türbesi'nden Canlı Yayın

Selam Dostlar.
Günler hızlı tren modunda ilerliyor. Mayıs da elveda demek üzere.
Ramazan geldi hoşgeldi.Bereketi ve huzuruyla geldi.
Oruçlarınız, kıldığınız namazlarınız ve iyilik adına yaptığınız bütün ibadetleriniz kabul olsun.
Ramazan'ın ilk günü denilince nedense benim aklıma iftar vakti  o türbe senin bu türbe benim gezen canlı yayınla tv kanalından yayın yapan programlar geliyor.
Tabiki bunların artık en klasiği Oruç Baba Türbesi'nde  sirke ve ekmekle ilk oruçlarını açan insancıkların canlı yayınla tv kanallarındaki haberi yıllardır zirvedeki yerini koruyor.
Bir yanda sirke ekmek ellerinde iftar bekleyenler diğer yanda türbenin taşına sürülen cüzdanlar vs. cisimler.
Burada dilek dileyip dileği kabul oldu diye seneye tekrar gelenler.
Ve daha neler neler?
Evet daha neler?
Oysaki Yüce Rabbimiz Mü'min Suresi 60. Ayette " Rabbiniz buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size! Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir."
 Diyerek ibadetin ve duanın  yalnız O'na yapılacağını ve yalnız O'ndan isteneceğini apaçık ifade etmiştir.
Yine Fatiha Suresi de aynı konudan bahseder.
Fatiha Suresi Anlamı (Meali)
1- Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla.
2- Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
3- O, rahmândır ve rahîmdir.
4- Ceza gününün mâlikidir.
5- (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6- Bize doğru yolu göster.
7- Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Âmin.
Hurafelere boğulmuş insancıklarımız Türbe ziyaretinin de anlamını unutup; dilek dileme, çaput bağlama ,mum yakma vb. Eski kültürlerden gelen gelenekleri  İslam'ın içine dahil edegelmiştir.
Daha kaç yıl Ramazan'ın ilk iftarını Oruç Baba'dan canlı yayınla izleriz bilemem ama bu yanlışları düzeltecek bir bilge yok mudur acep?

Devamını Oku

Hey Gidi Günler

Hey Gidi Günler
Yeşil Erik 

Selam dostlarım.
Kaç gündür yazı yazayım diyorum bir türlü fırsat bulamıyorum.
Araya reklam alıp duruyorum.
Hadi ama yaz diyorum . Yok olmuyor, ya bir iş çıkıyor ya da yorgunluktan gözümü açamıyorum.
Neyse efendim gelelim sadete.
Malumunuz bahar geldi. Doğayla beraber her yer rengarenk oldu.
Meyve ve sebzelerimiz de haliyle çeşitlendi.
Mis kokuları ve görüntüleri içimizi açar oldu.
Bahar deyince aklımıza çilek ve erik gelir. Gerçi şimdi her mevsim heryerde bulunur oldu ya.
Yine de ben her meyveyi mevsiminde yemekten mutlu oluyorum. Öyle hormon gdo vs. dolayı değil.
Çocukluğumdaki günlere olan özlemimdendir tek sebep.
Çocukken her meyvenin önce turfandası çıkardı. Aman Allahım o ne iştah açıcı o ne albeni.
Yeni gelin gibi bir kaç tezgahı süslerdi.
Haliyle az lduğu için de pahalı olurdu.
Almak  için bollaşıp ucuzlaması dört gözle beklenirdi.
Hah işte . Bollaştı mı da yemelere doyamazdık.
Anneannemlerde o mevsimin ilk meyvesi yenirken bir ritüel de vardı.
"Embeşe o yıllara ,
  Gidelim o yollara,
   Başımızın ağrısı,
   Gitsin gavurlara ."
Tekerlemesi söylenir ve içten bir kahkaha atılıp meyve tadılırdı.
Sebebi şifa olsun, ağzımızın tadı bozulmasın, hep gülerek yiyelim diye.
Bilmem sizlerde de buna benzer bir gelenek va mı?
Nasıl aklımda yer ettiyse aldığım erikleri, anneannemin ruhuna bir fatiha okuduktan sonra "hey gidi günler hey"diyerek bu ritüel eşliğimde yedim.
 Hey gidi günler. Hiçbir şeyin tadı o günlerdeki gibi değil.
O koskocaman evden bir bir göçüp gittiklerinden beri.


Devamını Oku