31 Ocak 2013 Perşembe

Fincan Takımı






Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk 
kapımı çaldılar: "Eski gazeteniz var mı bayan?" 
Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına 
gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler 
vardı ve ayakları su içindeydi. "İçeri girin de, size kakao yapayım" 
dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. 
Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki 
soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin 
önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım
işlerimi yapmaya koyuldum. fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti 
bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu... 
Erkek çocuğu bana döndü "Bayan, siz zengin misiniz?" diye sordu. Zengin mi?
"Yo hayır!" diye yanıtlarken çocuğu,gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere 
kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve "Sizin fincanlarınız,
fincan tabaklarınız takım" dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. 
Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi 
ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. 
Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı.Pişirdiğim patateslerin 
tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı, 
bir eşim vardı ve eşimin de bir işi... Bunlar da fincanlarım ve fincan
tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin 
önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların 
sandaletlerinin çamur izleri,halının üzerindeydi 
halâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim 
de. Olur unutuveririm ne denli zengin
olduğumu...

29 Ocak 2013 Salı

Babamı İstiyorum




Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki
çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.
Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para
kazanıyorsun" diye sordu... Zaten yorgun gelen
adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi.
Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek
istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek
istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun
üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç
verir misin" diye sordu. Adam iyice sinirlenip,
"Benim senin saçma oyuncaklarına veya
benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi,
derhal odana git ve kapını kapat" dedi.
Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.
Adam sinirli sinirli "Bu çocuk nasıl böyle şeylere
cesaret eder." diye düşündü. Aradan bir saat
geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve
çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını
düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"...
Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı...
Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye
sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi...
"Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana
az önce sert davrandığım için üzgünüm.
Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi...
Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler
babacığım"... Hemen yastığının altından
diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın
suratına baktı ve yavaşça paraları saydı.
Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran
olduğu halde neden benden para istiyorsun?...
Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak
vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı
ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde
mahcup bir gülücükle paraları
babasına uzattı; "İşte 20 milyon...
Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?..."

28 Ocak 2013 Pazartesi

İyilik Kazansın




Yaşlı Kızılderili reis kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz diğeri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin ille de siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.O merakla sordu dedesine;

Çocuk: - Dede bu iki köpeği niye hep kulübenin önünde tutuyorsun? Hem de niye biri siyah diğeri beyaz?

Yaşlı reis, bilgece gülümsedi ve torununun sırtını sıvazladı ve:

Dede: - Onlar benim için iki simgedir.

Çocuk : - Neyin simgesi?

Dede: - İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen gördüğün şu iki köpek gibi, iyilik ve kötülük durmadan içimizde mücadele eder.Onları seyrettikçe ben hep bunları düşünürüm.

Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

Çocuk: - Peki hangisi kazanır bu mücadeleyi?

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa :

Dede: - Hangisi mi evlat? Ben hangisini beslersem o kazanır

27 Ocak 2013 Pazar

Ziyafete buyrun















Okulun son günü Havva enfes pastayı , Emirhan'ın anneannesi Binnaz anneanne böreği , mısırları Sıla'nın annesi  Hatice Hanım , Ayıcık şeklindeki krepleri de Didem'in annesi Zeliha Hanım yapmış. Haa günün sürpizi  Arabaşını da Havva'nın annesi yapmış (ben ilk defa yedim çok leziz.Biraz  nasıl yutacağım konusunda endişe ettiysem de korktuğum gibi olmadı) hepinizin eline sağlık hepsi çok lezizdi.














Çocuklarım büyük bir keyifle yediler

Maske



Velilerimin çocuklarla birlikte tasarladıkları maskeler 

Eee maskeler olur da maskeli parti olmaz mı nasıl da güzel eğlendi miniklerim

24 Ocak 2013 Perşembe

Başarının sırrı


KOZADAN ÇIKAN KELEBEĞİN ÖYKÜSÜ

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenarına oturduğu çalıların birinin dalında, küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi. Adam, bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat kolay ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.
Dakikalar dakikaları kovaladı, saatler geçmeye başladı, ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı.
Sanki, kelebek dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi adama. Kelebeğin elinden gelen her şeyi yaptığını ama kozadan dışarı çıkmayı başaramadığını düşündü. Bu yüzden, kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi. Cebindeki küçük çakıyı çıkarıp, kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.
Böylece, bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu.
Adam kozadan çıkmış kelebeği izlemeye devam etti. Çünkü kelebeğin kanatlarının az sonra açılıp genişleyeceğini, böylece narin bedenini havada taşıyabileceğini umuyordu.
Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar çabalarsa çabalasın, asla açılamadı.
Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey şuydu: Kozanın kısıtlayacağı ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için göstermesi gereken çaba, kelebeğin uçuşu için lazım olan şeylerdi.





Cupkek yer misiniz





Dünkü mis gibi keki yedikten sonra bugün de biz yaptık hepsi enfes görünüyür.Mmmmm

23 Ocak 2013 Çarşamba

Meow


Bizim minderlerin üzerinde dolaşan kedicikleri buldum sonunda.

Mmmm nefis




Sabah geldiğimde sınıfım mis gibi kek kokuyordu .Mertcan 'ın annesi Rukiye Hanım  miniklerime portakallı kek yapmış.Hep birlikte Afiyetle yedik.Kahveyle birlikte çok nefis.Elinize sağlık Rukiye Hanım.

22 Ocak 2013 Salı

Keşke demeden önce



Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı;
• Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine,parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.
• Hatalarını daha az düzeltir,onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım.
• Onu sadece gözlerimle izler,saat kısıtlamaları koymazdım.
• Daha bilgili olmaya çalışır,daha çok şefkat gösterirdim.
• Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar,uçurtmalar uçururdum.
• Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,onunla oyun oynardım.
• Onunla kırlarda koşar,yıldızları seyrederim.
• Onunla daha az çekişir,ona daha çok sarılırdım.
• Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar,sonra bir ev almaya çalışırdım.
• Ona her zaman kati davranmaz,onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.
• Güç konusunda daha az ders verir,sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.

~Diane Loomans~

Bayan Gıdak'ın arkadaşları



Bugün Bayan Gıdak'ın arkadaşlarını yaptık ne kadar da sevimli oldular

21 Ocak 2013 Pazartesi

Miki miki Fare














Miki'nin klubevi maceralarına bayılıyoruz hem eğlenceli hem bilgilendirici.

Kuğu Gölü



Kuğularınız nasılda nazlı nazlı süzülüyorlar gölde.Yine iyi iş başardınız 

20 Ocak 2013 Pazar

Misafirimiz var















Geleceğe ilk Adım Projesi dahilindeki diğer okulların öğretmenleri 18.01.2013 tarihinde okulumuzu ziyaret ettiler.Türkçe Dil etkinliğimize katılan sevgili öğretmen arkadaşlarımla keyifli zamanlar geçirdik.Hepsine geldikleri için teşekkür ederim.

Evlerin ışıkları bir bir yanarken






















17 Ocak 2013 Perşembe

Bir mumdur İki mumdur ...







Miniklerim bugün kendilerini aştılar iki etkinlik yapmak istediler.Ellerine sağlık sonuç ortada.
Ben de bir mum gibiyim kendim erisem de onların aydınlandığını gördükçe mutlu oluyorum.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Allı morlu Ampullerimiz







Sevgili miniklerim her geçen gün yeni bir şeyleri başarmanız beni çok mutlu ediyor .Fonda çalan Edith Piaf eşliğinde çok eğlenerek güzel bir iş başardınız hepinizi çok seviyorum.

15 Ocak 2013 Salı

Deniz kızını kim sevmez








Benim sevgili minik meleklerim sizler ne kadar güzel şeyler yapıyorsunuz sizinle gurur duyuyorum

Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...