21 Temmuz 2013 Pazar

Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü











Nilüferler

İstanbul Çatalca yolu üzerinde Hisarlıbey köprüsü mevkii nilüferlerle kaplı deresi kartpostalları aratmayacak güzellikte.Soluklanıp müthiş manzaranın keyfini çay eşliğinde çıkarmak paha biçilemez.




3 Temmuz 2013 Çarşamba

Belen Kahvesi

 ORMANCI

Çıktım Belen Kahvesine, baktım ovaya,
Bay Mustafa çağırdı, dama oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez yıkar masaya,
Söz anlamaz Ormancı da çekmiş kafaya.

Aman Ormancı  canım/yaktın ormancı, 
Köyümüze de bıraktın yoktan bir acı.

Gevenes’in ortasında değirmen döner,
Değirmenin de taşları dağından iner,
Ormancı’ya atlan kurşun Tevfik’e değer,
Tevfik’in acıları yürekleri deler.

Aman Ormancı canım/yaktın ormancı, 
Köyümüze de bıraktın yoktan bir acı.

Gevenes’in suları da hoştur içmeye,
İçinde köprüsü var gelip geçmeye,
Tevfik’imi de vurdular hiç mi hiçine,
Yazık ettin ormancı köyün iki gencine.

Aman Ormancı canım/yaktın ormancı, 
Köyümüze de bıraktın yoktan bir acı.





Datça


EN ÖNCE VE İLLA Kİ SAĞLIK OLSUN!....

 Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.
 Yarım saat erkene kurulsun saatin.
 Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
 Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
 Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
 Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
 Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
 Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
 Bak güzelim kahvaltının keyfine...
 Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
 Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
 Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
 Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden 
 yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, Ohhh şöyle bir hafifle...
 Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
 Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık.
 Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
 Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
 Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından 
 makas al...
 Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
 Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler 
 kapını tıklattı?..
 Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
 Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
 Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
 Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller 
 açtıracak..
 Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun...
 Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
 Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu 
 dünyada?..
 Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç 
 değil.
 Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik 
 bıraktıklarını tamamlar gibi. Tadına var akşamının...
 Gece evinde, dostların olsun.
 Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
 Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
 Ama en önce ve illa ki sağlık olsun! **
 Can Yücel




Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...