27 Şubat 2015 Cuma

Medeni İnsan

       

Duygularımın denizinde fırtınaya tutulmuş kalbimin sesini susturamadığım bir gündeyim yine . İdeolojik fikirlere , etnik kökene , dine, kültür düzeyine , ekonomik  güce , bulunduğumuz şehre vb. Göre gruplara bölünmüşüz , önyargıların sardığı düşüncelerimizle bizden olmayanı kabul etmemek , dışlamak için elimizden geleni yapıyoruz . Artık bir "merhaba" demenin bile büyük kabahat hakaret görüldüğü insan topluluklarıyla karşı karşıyayız . Fuzuli'nin "şikayetname'sindeki gibi "Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler. " peki nedir bu içimizdeki dışlama arzusu , nedir insanları paylayarak egomuzu tatmin duygusu? Paramızla, mevkimizle , eşyalarımızla büyüklenme tutkusu? Kimse kimseyi beğenmek zorunda değil , ama kimsenin kimseyi hor görmeye dışlamaya hakkı yoktur olamaz da .Zamanında  defalarca tek yürek olmuş bir milletiz, peki ne oldu da tahammül düzeyimiz kalmadı ? Binlerce yıllık kültürün barındığı Anadolum bu insanlar sana yakışmıyor.Zaman birlik olma bir olma zamanıdır. Bazen düşünüyorum ve daha iyi anlıyorum ,hakiki dostlarımın hep yabancı milletlerden olmasının nedenini . Önyargısız , samimiyetinden  zerre şüphe etmediğim , bir gün paylaşımlarımı görmeyince hemen telaşlanan,dünyanın öteki ucundan duygularımı , sevinçlerimi , kaygılarımı hisseden sevgili dostlarım .Gerçek medeniyetin yolu ancak ve ancak insana verilen değerden geçer.

24 Şubat 2015 Salı

Yeni Cicilerim

Kış bitip de sıcaklar bastırmaya başlayınca , artık şişler elimde kaymaz olunca  ben örgü işlerini bırakırım. Bu gidişle buraya yazın geleceği yok. E o zaman örgüye devam. Son cicilerim bu sevimli bere ( bu tarz bereleri çok seviyorum) ve kullanımı çok rahat olan bu boyunluk oldu.dün bitirdim ve bugün okula giderken takayım dedim. Benim ilk defa bere taktığımı görenlerin yüz ifadesi görülmeye değerdi. Merak etmeyin bir daha da göremeyeceksiniz. Çünkü alerjim olduğu için ben hiçbir şekilde bere kullanamıyorum.okula gelince çabucak çıkardım baktım  ki hemen kızarmaya başlamışım.Neyse artık  bereli bir fotografım var .
                                             

Cafe Tigris

       Sevgili Blog Dostlarım, İki yıl Önce "Minik Meleklerim"le çıktığım yola "Cafe Tigris"le devam etmeyi uygun buldum. Cafe Tigris, benim hayatımın güncesi olarak gerek okulda gerekse diğer zamanlardaki yaşantımdan sayfaların yer aldığı ,sevgili dostlarımı ağırladığım , hoş sohbetlerle bir cafe sıcaklığında yayına devam edecektir.Sevgilerimle Tigris

23 Şubat 2015 Pazartesi

Benim Portrem


 Bloğumu açmaya karar verdiğimde hiçbir şey bilmiyordum. Nasıl blog sahibi olunur diye araştırma yaparkan birden kendimi google plus'ta buldum. Sonrası da bloğumla birlikte google plus'taki topluluğum gün geçtikçe büyüdü. Bu sayede  dünyanın bir çok yerinden değerli dostlarım oldu.Zaman zaman yayınlarımda onlara  ve paylaşımlarına değiniyorum.işte bu çok özel dostlarımdan birisi İngiltere'nin Portsmouth Kentinde yaşayan ressam ve aynı zamanda şair olan George Ken Newman 'dır. Bir çok kere benim resimlerimi çizmiş şiirlerinde beni konu edinmiş değerli dostum yine bana büyük bir sürprizle portremi yapmış . 10 Kasım'da çekilmişti bu resim .gözlerimde özlemle karışık  bir hüzün .  Portrede en çok gözlerimdeki ifadeyi beğendim . Duygularımın çığlıklarını duyar gibi oldum .Dünyanın başka bir köşesinde aynı dilin konuşulmadığı ancak aynı duyguların buluştuğu güzel dostlarım iyi ki varsınız.

Şal Yelek

Dört günlük kar tatilinde, evimde olmak ayrı bir keyifti. Evimle ilgilenmek hediyelerimi yerleştirmek ve akşamları yeni ciciler örmek.yine artan iplerle ördüğüm , angora ipten bu yumuşacık çocuk şalı. Kendime boyunluk diye başladım ama ip yeterli olmayınca bende küçük bir hanımefendi için  yelek şeklinde şala çevirdim.
                                 

22 Şubat 2015 Pazar

Hediye Şalım

Bu sene kendimi çok şanslı hissediyorum hergün yeni bir sürprizle karşılaşıyorum. Doğumgünümün önce ve sonrasında çevremdeki dostlarım , arkadaşlarım , ailem gerek kutlamalarla gerekse heyeleriyle beni çok mutlu ettiler.Doğumgünü haftası , doğumgünü ayına doğru hızla ilerliyor. Çok değerli bir dostumun kendi elleriyle işlediği bu güzel şal , en mutlu anlarıma tanıklık etmesi dileğiyle verilmiş en güzel hediyelerden birisi oldu.
                              

17 Şubat 2015 Salı

Aaa Ben Mimlenmişim

Bu akşam bloğumda durum nedir , arkadaşlarım neler yazmışlar diye bakarken bir sürprizle karşılaştım. Sevgili  Sürpriz Misafir  beni mimlemiş.Benim için gerçekten hoş bir sürpriz oldu.
Gelelim işin eğlenceli kısmına. Yani sorulara
1.Kışın okumalık favori kitabın var mı ?

Modern Türk yazarlarımızdan Behçet Çelik' in kitapları kışın sıcak köşemde bana eşlik eden en güzel arkadaşlardan oluyor. Öykülerinde sadelikten yana dostluk ve arkadaşlık üzerine oturttuğu bir düzlemde , gitmekle kalmak arasında kalanları , yıllar sonra geçmişe duydukları özlemleri dile getirir. Sait Faik öykü ödülüne layık görülmüş yazarı ilk keşfim bir gazetenin kitap ekindeki resmi dikkatimi çekmiş ; yüzünden çok hikayeler  okuduğum birinin , yüreğinden kimbilir kalemine neler dökülmüştür? Diye düşünmüştüm ve öykülerinin dünyasında kendimi bulmuştum.


      2.Kapağı mavi olan bir kitap ?
Richard Bach Martı kapağın ötesinde sonsuz mavilik arzusundaki Martı Jonathan Livingston bize kendi sınırlarımızı aşabileceğimizi söyleyen en güzel masal tarzındaki kitaptır.

3.Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap?
Çocukluğumda yılbaşı kartları vardı ,simlerle süslenmiş pırıltılı masalımsı resimli. Andersen'in Kibritçi Kız masalından bir sahneyi hatırlatırdı hep bana bu kartlar. Yılbaşı ağacının yıldızı da Bir anaokulu öğretmeni olarak  ve geçmişe duyduğum özlemle birlikte Kibritçi Kız olur tabiki .


4.Kış tatili için mükemmel olan  kurgusal bir  dünya ?
Kış tatili deyince tabiki aklıma kar geliyor.  Kış tatilini geçirmek üzere geldikleri Ilgaz dağlarının o yüceliğindeki büyülü  ormanlarının kuytuluklarında yaşayan küçük cinler ve onları ararken aslında kendini arama yolculuğuna çıkmış küçük bir kızın Serüveni gözümde canlanan.

5. Birlikte kış tatiline gideceğin bir kitap karakteri.
Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi'indeki Podima'lı Ahmet Arslan ile( yada Mehmet ile mi demek daha doğru olur ) binbir gece masalları tadında bir kış tatiline çıkmak isterdim .

6.Favori  tatil içeceğin , atıştırmalığın ve filmin ?

Olmazsa olmazım her gün olduğu gibi tabiki Türk Kahvesi .Atıştırmalık olarak ,Eti'nin vanilyalı gofreti kahveme arkadaşlık eder.
Filme gelince ,Senaryo Orhan Pamuk , Yönetmen Ömer Kavur İmzalı 1991 yapımı "Gizli Yüz"
İnsanların yüzlerinin harita olarak kullanıldığı aşkın imkansızlığında ilerleyen , saatlerin ve saat kulesinin büyüsünde bir yolculuk.
"Binlerce binlerce sır bilinecek , gösterince o gizli yüz kendini "
"Durma sefer et diyarı kalbe , canbaş ko rehgüzarı kalbe"

Sırada benim mimleyeceğim dostlarım var.
Kitap Tutkusu
Pilozof
Gökkuşağı Hikayesi
PembeVosvos

16 Şubat 2015 Pazartesi

Bir ÖZGECAN'dın


Üç gündür yüreğimin çığlıklarını susturamıyorum. Neden , niçin , ne uğruna , nasıl kıydınız bir cana daha soruları içinde boğuluyor boğuluyorum.sonra dönüp aynaya bakıyorum. Nerede hata yapıyoruz.Her çocuk doğduğunda bir melektir. Annesinin en değerli varlığıdır. Bakmaya koklamaya kıyamadığıdır. Sonra ne oluyor da katil bir canavar kılığına bürünebiliyor.saldırganlığın,  kaba gücün erkeklik göstergesi olduğu daha küçük yaşlarda öğretilmiyor mu çocuklarımıza . Erkek toplantılarının en komik şeyi görülmüyor mu küçük masumun küfür etmesi . Ya da doğumgününün en önemli hediyesi tabanca, tüfek olmuyor mu? ( insanı öldürmek üzere yapılmış bir şeyin oyuncağı bile olamaz )Atasözlerimizden işimize geleni cımbızla çekip almıyor muyuz? " dayak cennetten çıkmadır" , "kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin" "saçı uzun , aklı kısa""kızını dövmeyen , dizini döver." Ya erkek çocuklarınız ? Buradan annelere , babalara sesleniyorum. Erkeklik  , şiddet ve küfür içerikli , kadını aşağılayan , bir tutumla olmuyor.çocuklarınıza erkek olmaktan önce adam gibi adam olmayı ne kadar öğretiyorsunuz? Biz eğitimciler ne kadar çocuklarımıza ulaşabiliyoruz, onların dertlerini dinleyip gerekli yardımlarda bulunuyoruz. Daha ne kadar can gidecek bu uğurda ? Uyanmak için illaki bir yakınımızın ya da bizim başımıza mı gelmesi gerekir böyle bir olayın? Hele ki saçma sapan sebeplerle kendini savunan caniler ve onların söylemlerini meşru gören kendini bilmez densizler  ( mini etekliydi, alkollüydü, kahkaha atıyordu, gece sokaktaydı.) hiç ama hiç kabul edilemez gerekçelerle eylemlerine devam ederken kadının özgür bir ülkede sindirilip , evine hapsedilmesi nereye gidiyoruz sorusunu hiç akıllarınıza getirmiyor mu ?ibret-i alem için sallandıracaksın bak bir iki tanesini çözüm mü sizce?  Kafamda deli sorular , ciğerim yanıyor her gidenin ardından...

15 Şubat 2015 Pazar

Mor

Tatil boyunca ördüklerimden birisi de bu mor renkli çalışma oldu. Daha ne yapacağıma karar veremedim. Bu konuda fikrini belirtmek isteyen  varsa çok memnun olurum . 

Taşlı Patik

Bu el emeği ve çok şık patikleri  öğrencilerimden Alper'in annesi Kevser Hanım doğum günü hediyesi olarak getirdi. Babet tarzında yapılmış taşlı patikler çok hoşuma gitti. Kadınların yaratıcılıklarına bayılıyorum. Her sene yeni bir şeyler ortaya çıkarıyorlar . Sanırım bu senenin modası bu patikler . Ama bunları kullanmaya kıyamam ki ben . Kevser Hanıma tekrar teşekkür ederim. 

14 Şubat 2015 Cumartesi

Sev'gili


Bir "Sevgililer Günü'dür" sürdürülür gider yıllardır. İçi boş laflarla kenarları kırmızı kalplerle süslenmiş .Peki nedir "sevgili" sene de bir gün hediye almadı diye , her fırsatta karşı tarafa laf sokma çabası içinde olmak değildir kanımca . Ya da modaya uyup zoraki  bir hediye ile bir güne sığdırmak değildir sevgiyi. Neden son yıllarda herkes sevilecek insan olmadığından şikayet ederler. Aynaya baktığımızda karşıdaki yüzü ne kadar seviyoruz , onun için ne yapıyoruz . Önce bu sorunun hesabını kendimize verelim , verelim ki başkasını ne kadar sevenileceğimiz konusunda bilgimiz olsun . Çocukluğumda bayramlar , özel günler daha anlamlı daha bir sevinçle geçerdi . Çünkü bazı şeyleri ancak özel günlerde tadardım , giyerdim ya da yaşardım . Şimdilerde her istediğimde istediğim şeye rahatça ulaşabiliyorum . Çabuk sıkılıyorum ve yenisini alıyorum . Hiçbir şey tad vermiyor . Paramızı , eşyalarımızı , değerlerimizi en önemlisi sevgimizi de tüketir olduk . İnsanları kendi oldukları için değil , fiziği bilmem hangi mankene benziyor  diye , elinde son model telefon, bilmem hangi markanın yeni sezon kıyafetlerini giydiği , son model arabaya bindiği için sever olduk . Saçma sapan evlilik programlarında   Evi , arabası , parası olmayan insanlardan elektrik alamadık . Kendi olmaya çalışan insanları öteledik , çağ dışı ilan ettik . Yüreğinin sesini dinlemeden . Bir taraf çılgınca eğlenip hediyelere boğulurken diğer yanda ölen, öldürülen insanlarla içiçe yaşar olduk . Sonunda Sevginin de içini boşalttık , kalpli kırmızı parlak kağıda sardık ve 14Şubat'a sığdırdık. Leyla -Mecnun , Tahir-Zühre , Aslı-Kerem , Romeo-Juliet hepinize selam olsun . 

Yağız'a

Bu gri sevimli bere iki akşamda yapılıp bitirildi. Yarın Ankara'ya doğru yola çıkacak. "Asil Halam seni çok seviyoyum" diyen Yağız'a sürpriz  (yeğenlerimin Asaletli Halası olmak kolay değil ) 


11 Şubat 2015 Çarşamba

Akşam'dan...

Eve geldiğimde , başka sürprizler de beni bekliyormuş meğer. İzmir'deki abimler kargo göndermişler. Çok güzel bir pelerin ve yeğenimle çektirdiğimiz çok anlamlı bir resimle karşılaştım.
Hoş bir akşam yemeğinden sonra kar yağışı eşliğinde kısa Eskişehir tur yaptıktan sonra,  sıra asıl kutlamaya geldi. Ankara'dan gelen kuzenim Çiçeğiyle beni mutlu etti. Eski eşyaları sevdiğimi bildiği için, benim için manevi değeri büyük olan , yıllar öncesinden kalan kola  bardaklarını  hediye etmesi tarif edilemez bir mutluluktu. Masaya sığmayan hediyelerim  (İstanbul , İzmir'deki sürprizlerle birlikte buradaki hediyeler ) ve pastamla çok güzel zaman geçirdik.Güldük söyledik. Saat 00.00'da   külkedisi misali doğum günü bitti ben de çok yorulduğumu hissettim. Güncemin  bugünkü sayfasını hoş anlarla tamamladım.

10 Şubat Doğumgünü Haftası

10 Şubat benim doğum günüm. Ancak yarıyıl tatilinde her gittiğim yerde yapılan kutlamalar nedeniyle doğum günü , doğum haftası oldu bu sene . Bugün okula geldiğimde miniklerimden bazıları benim doğum günümü bildiklerinden kendilerince resimler yapmışlar hediyeler getirmişler. (Kalem , çiçek vb) Sevgili can kızım Havva yine özel hediyeleri ile benim yanımdaydı.(baykuşlu demlik ve fincan , mavi kolye ve özel kalem onun hediyesi ) Herkes Beni mutlu etmek için etrafımda döndü durdu. Sevgili Velim Özlem Hanım yine güzel bir sürprizle  beni mutlu etti . Laciverti sevdiğimi bilerek bana çok hoş bir hırka almış. Kendisine tekrar teşekkür ederim. Kahvaltı saatinde mumlarımızı üfledik ve keyifle pastamdan yedik . 


8 Şubat 2015 Pazar

Eve Dönüyorum

Dün gece blog yazılarımı tamamladıktan sonra uykum kaçtı.yukarıda çocukların seslerini duyunca ben de yanlarına çıktım.onlar da ben de birbirimizden ayrılacağımız için hüzünlüydük. Sabah 5 e kadar oturduk.iki saat ya uyudum ya uyumadım saatin alarmı kalkmam gerektiğini hatırlattı.zoraki bir  kahvaltı ile düştük yollara .beni otogara götüren servisin çok acelesi varmış gibi daha tam öpüp koklayamadan canlarımı kendimi otobüste buldum.otogarda yaşadığım aksaklıklarla otobüsteki yerimdeydim artık.tam oh diyecekken Alibeyköy'de otobüs arızalandı. Anlaşılan İstanbul gitmemem için engel üstüne engel koyuyor bana ama ne yazıkkı artık eve dönmek zorundayım. Bugün hiçbir şey tad vermiyor. uykusuzum , yorgunum , çocukları şimdiden özledim.
Az önce duydum ki Müzeyyen Senar da gökteki yıldızlara ulaşmış.tadım iyice kaçtı.

Doğumgünü Provası 2

Akşam eve geldiğimizde , yengemin yaptığı sürprizle bir de İstanbul'da kutladık doğumgünümü (10 Şubat aslında ) birbirinden nefis yiyeceklerle görsel şölene dönüşen masada , İstanbul temalı,  bir kutlama oldu. Çikolatadan yapılmış Galata kulesi , nostaljik tramvay yenmeye kıyılamayacak güzellikteydi.(Galata Kulesi yeğenimin bana hediyesi ) diğer hediyelerimi asıl doğumgünümde göstereceğim sürprizler çok . Neşeli bir gecenin sonunda hüzünlenen yeğenim benim yanımda uyurken ben de güncemin bu sayfasını kaleme alıyorum .

Silivri 'de Gün Batarken


İstanbul'daki son günümde , öğleden sonra Marmara Ereğlisine doğru yol alıyoruz . Hava sıcaklığı 5.5 derece şakacı güneş yüzünü göstermiş göstermesine ama buz gibi espri yapmış. Marmara Ereğlisi limanında bir kaç pozluk resim çekecek zamanı ancak buluyoruz ve Küçük bir kahvede soluğu alıyoruz. Rüzgar çok sert esiyor. Eskişehir'de bu kadar üşüdüğümü bilmem.Sıcak çay , biraz olsun içimi ısıtıyor. Burada fazla kalamayacağımızı anlayınca Silivri'de gün batımını yakalamak için yol alıyoruz . Silivri limanı hoş görüntüler sunuyor bize .Rengarenk fenerlerle süslenmiş liman yolu , gün batımıyla dönen balıkçı tekneleri ve etrafında dönen martılar. Ancak soğuk akşamla birlikte daha da artıyor. Manzaranın geri kalan kısmını Öğretmen Evinden izliyoruz . Akşam yemeğinde balık var. Sanat müziğinin eşsiz nağmeleri sayesine ruhumuz da gıdasını alıyor.


Ebruli

Tatil boyunca , akşamları yaptığım örgülerime bir yenisi eklendi. İzmir'den rengini  çok beğenerek aldığım Nako'nun Vals serisinden ebruli ipi 5 numara şiş kullanarak haroşa tekniğiyle ördüm. İki tane ip tam yetti. Eskişehir'in soğuğu için ideal  bir boyunluk oldu, çok da şık durdu.

7 Şubat 2015 Cumartesi

Makyaj Favorileri


Son zamanlarda bloglarda çok sık rastladığım makyaj ürünleri tanıtımlarına ben de bir tanesini eklemek istedim. İstanbul'daki yeğenim bu konuda çok fazla ürüne sahip olduğu için onun anlatımlarına yer verdim. Kötü makyaj yaptığım söylenemez ancak , pek çok ürünün adını ve nasıl kullanılacağını da yeğenimden öğrendim.
Resimlerini çektiğim ve numaralandırdığım ürünler ;

1- Mac krem allık, diğer krem allıklara göre çok daha katı ve pigmentli bir allık. İnanılmaz güzel 
2- Real Tecniques stipling brush , krem allıkları dağıtmak için keşfedilmiş fakat stipling adından da yola çıkarak tampon hareketlerle diğer makyaj ürünlerini de dağıtmada kullanılabilir.
3- Burt's bees , lip balm  çatlamış dudaklar için kullanılan inanılmaz güzellikte bir ürün.(ballısı dışında bir sürü çeşidi vardır)
4- Mac kinda sexy ruju Mac'in diğer ürünleri gibi çok güzel ancak biraz pahallı olması göz önünde bulundurulmalı. 
5- The Balm'ın Hot Mama  isimli allığı , şeftali tonlarındaki hoş rengi , yüze sürüldüğünde hafif pırıltılar yayan yüze aydınlık veren bir dokuya sahip, şiddetle tavsiye edeceklerimden birisi (bunu ben de denedim en kısa zamanda alacağım )
6- Victoria's Secret 'in vücut spreylerinin dünyada bir ünü vardır. Bu ürün vücudunuzda bahar esintileri yayan hoş kokusuyla kullananları memnun eden güzelliktedir( yeğenimin kullanmakta olduğu ürünün adı Pure daydream . Başka koku çeşitleri de mutlaka denenmelidir)
7- Maybelline Newyork the falsies volum espress black drama mascara'nın sentetik kıvrımlı fırçası rimelin eşit bir şekilde kirpiklere yayılmasını sağlıyor. Sudan etkilenmeyen uzun süre kalıcılığını koruyan bir ürün (bunu ben de denedim makyajı temizlerken biraz zorlandım)
8-H&M 'den aldığımız lip balm kalın ve büyük olması nedeniyle dudaklara kolay sürülüyor. Hoş kokusu ve renksiz olması genç kızların rahatlıkla kullanabileceği türden bir ürün 
9- Victoria's Secret lip shine pembe rengi ve dudakta bıraktığı pırıltıları ile hoş görünmenizi sağlayacak bir ürün.
10- Watsons'larda satılan Pot O'miracle lip revitalizer çatlamış dudakların onarılmasında yardımcı olan keskin nane kokusu ile özellikle kış aylarında kullanabileceğiniz bir ürün 
11- The Body Shop'un renkli Lip balmlarının hem kokusu hem dudakta bıraktığı pigmentli yapısıyla genç kızlar tarafından çok rağbet  gören ürün. 
12- Real Tecniques blush brush , allık fırçası toz allıkların kullanımı için tasarlanmış , yüzde fazla pigment bırakmayan allığın eşit şekilde dağılmasını sağlayan yumuşak ucuyla tüy dokunuşu sağlayan bir ürün( bunu ben de aldım , kullanımı harika sonuçlar veriyor)


Öylesine Bir Gün

İstanbul'da günlerin nasıl da çabuk geçtiğini anlamadım.tatilin bitmesinden çok denize olan özlemim beni üzecek. Bu yüzden her fırsatta sahilde olmayı ve güzel anları fotograflamayı ihmal etmiyorum.havanın rüzgarlı olmasına rağmen sıcak simit , çay ve karşımda İstanbul kahvaltıların en güzelini sunuyor bana. Hava oldukça serin kapalı mekan tercihimiz oluyor. Çocukların da isteği üzerine sinemaya gidiyoruz. Komik film seçip yerlerimizi alıyoruz. Patlamış mısırsız sinema keyfi mi olur? Gülüyor eğleniyoruz.filmin sonlarına doğru karelerden birinde tanıdık bir yüz görmek beni çok mutlu ediyor. İstanbul'da yaşayan bir arkadaşımın oğlu da bu film de rol almış. Benim için güzel bir sürpriz oluyor. Akşam bütün ev halkının toplandığı masada ; kömür ateşinin lezzetini damaklarımızda hissederken , şarkılar türküler ve yağmurun sesi ritim tutuyor neşemize. 

6 Şubat 2015 Cuma

Beşiktaşk

Sabah , yeğenim " haydi Beşiktaş'a gidiyoruz" dedi. Yolumuz yoğun trafikle birlikte çok uzun olacağından hemen bindik arabaya. Nitekim 2 saatte ancak varabildik.denize nazır bir mekanda sıcak havanın ve denizin tadını çıkardık. Beşiktaş iskelesine gelen vapurlar inen telaşlı yolcular. İskeleden kalkan vapurlar. Sessiz film  izliyormuşum gibi bir  hisse kapıldım. Martılar da filmin başrol oyuncuları gibi denizin kıyısında yerlerini almışlar. Bir kısmı vapurun üst kısmında yolculuk ederken , yanlış vapura binmiş yolcular gibi teleşla yarı yolda uçarak tekrar kıyıdaki başka bir vapurun üstüne konuyor.denizin gümüş rengi parıltıları içinde" Kızkulesi" gelinlik giymiş gibi bembeyaz bizi selamlıyor. Bir süre bu manzarada takılı kalıyor gözlerim. Gidenler gelenler ama herbiri ayrı telaş  içinde hüzünlü, mutlu, sıkıntılı yüzler.
Bir kitabın sayfalarını karıştırır gibi, Beşiktaş Çarşısı'nda bambaşka bir sayfa ile karşılaşıyorum.Bkm'den geçip , meşhur Kartal heykelinde ve Balıkçılar çarşısında kısa molalar veriyorum. Tarihi fırın'dan geçiyorum . Beşiktaş'ın klasiklerinden  Kaymakçı Pando'nun dükkanının kapanmış olduğunu görünce içim burkuluyor.Arka sokakların birinde öğleden sonra güneşinin sıcaklığında soğuk içeceklerimizi yudumluyoruz.Yola çıkmalıyız artık. İş çıkış saati olduğu için trafik çok yoğun. 3 saat sürüyor dönüşümüz. Gezmek için bile çok sıkıcı gelen bu yolu hergün aynı sıkıntıyla çeken insanları düşündükçe , Eskişehir'i bir kere daha seviyorum.
Güneş açık sarı elbisesiyle gözden kaybolurken, sarı kırmızı ışıkların hakim olduğu metropolün yollarında Radyodaki yol arkadaşıyla  birlikte bir günü daha bitiriyorum. 

5 Şubat 2015 Perşembe

Yemeli içmeli bir gün

Kış ortasında bahar havasıyla güne başlamak kadar güzel birşey olmasa gerek.(kaç günün verdiği yorgunluk nedeniyle uyuyakalıp , öğlen vakti başladığım bir tün olsa da )yeğenlerim yengem ve abimle birlikte , Büyükçekmece çarşısında eski lokantaların  birinde nefis lezzetlere sahip  öğlen yemeği ardından küçük bir çayevinde özel demlenmiş çayı yudumlarken,çayevini işleten kişinin filmlerde küçük rolleri olan biri olduğunu öğreniyorum .yeşilçam kahveleri gibi bir yerde  olduğumu çayın her yudumunda yeni bir anıyı dinlerken anlıyorum. Öğleden sonra yeğenimle başbaşa , deyim yerindeyse, çarşı sokaklarını arşınlıyoruz.akşam üstü sahilde güneşin denizin görsel şöleniyle birlikte , diğer yeğenimle buluşuyoruz. Akşam "Gepetto " adındaki restoranda  herkes yeniden toplanıyor. Çok hoş sunumlarla önce göz zevkimizin doyurulduğu bol ikramlı ve neşeli bir yemek oluyor. 

4 Şubat 2015 Çarşamba

Deniz ,Güneş , ben ...

İstanbul , bugün güneşli gülümseyen yüzüyle merhaba dedi. Bu da rahat bir şekilde dışarıda dolaşabileceğimiz anlamına geldi. Önce büyük bir alışveriş merkezine geldik.Eskişehir'de bulamadığım bazı ürünleri gelmişken alayım diye  epey oyalandık.Tabi bu süre içinde yemek için ayrılan zaman da vardı. Sonrasında Büyükçekmece sahilindeydik . Güneşin deniz üzerindeki ışık oyunlarına dalgalarla cevap veren denizi dinlemek izlemek muhteşemdi. Büyükçekmece'yi ilk gördüğümden beri hep bir tatil beldesi olarak algılarım. İstanbul'dan bağımsız kendi içinde renkli yazlık evlerin bulunduğu hoş bir sahili var. Denize nazır hoş kafelerden birinde soğuk içeceklerimizi yudumlarken güneş denizle birlikte suskun bir akşama doğru hazırlık yapıyordu.
Akşam eve geldiğimizde evin terasından Ay bütün ihtişamıyla bize göz kırpıyordu. Kahveme bu defa dolunayın  o büyüleyici güzelliği eşlik ediyordu.


2 Şubat 2015 Pazartesi

İstanbul'da

Sabah keyifli bir uçak yolculuğundan sonra şiddetli yağmurla İstanbul'a ayak bastım. Çok özlediğim yeğenlerime kavuşunca havanın kötü olması da önemini yitirdi. Hep birlikte Büyükçekmece'
 Mimaroba'da Seyran Pastane'sinde harika bir kahvaltı eşliğinde özlem giderdik , güldük eğlendik. 

İstanbul'a Uçuyorum

Tatilimin  yarısını İzmir'de tamamladıktan sonra diğer abimin yanına İstanbul'a doğru uçuş rotasını belirliyorum.İzmir daha uykuda. Hoşcakal güzel insanların yaşadığı , güzel şehir. Kısa ve keyifli bir yolculuk beni bekliyor . Keşif gezilerimin İstanbul kısmında bakalım nereleri göreceğim . 

 Kuş olup uçamıyorum ama , demirden kuş bulutların üzerinden güneşin gülümseyen yüzünü görmemi sağlıyor.Düşler ülkesinin kaydırağından kayarcasına bulutların arasından geçerek şehirler şehrinin semalarında süzülüyor.Keyifle geçen yolculuğun sonunda , sağnak yağışla Karşılıyor İstanbul beni.

1 Şubat 2015 Pazar

Sığacık

İzmir'de son saatlerim. Günü değerlendirmek için Seferihisar'da , sevimli bir sahil Kasabası olan Sığacık'a doğru yol alıyoruz.yol boyu zeytin  ve turunçgil ağaçları göz zevkimizi okşuyor. Sakin  ve huzurlu bir kasaba bizi karşılıyor. "Yavaş şehir" olarak adlandırılan  bu huzur dolu yerin simgesi salyangozmuş.Dizilere de mekan olmuş bu güzel yerin , halkı evde yaptıkları birbirinden nefis yiyecekleri ( baklavalar, börekler, sarmalar, reçeller, turşular) pazar günleri sokaklarına kurdukları standlarla buraya gelen ziyaretçilerin beğenisine sunuyorlar. Biz de bu lezzetlerin tadına bakma şansı bulduk. Etrafa yayılan demet demet mis kokulu nergisler , Özü bozulmamış kasabalıların samimiyetleri ve sıcaklıkları sattıkları ürünleri alma isteğimizi artırıyor.
 Akşam üstü balık kokuları bizi küçük balık lokantalarına doğru yönlendirdi. Nefis balık ve mevsim sebzeleriyle hazırlanmış saf zeytinyağıyla tadlandırdığımız salata damağımızı şenlendirdi. Hava akşam karanlığına bürünürken yola çıkmanın zamanıydı. Sevimli kasabayı geride bırakırken , şarap tanrısı dionysos'un memleketi sığacık, tarih boyunca öfkelendiği zaman masmavi gökyüzüne kara bulutları yığan; yelleri, kasırgaları gemilerin üstüne salan, denizlerin efendisi poseidon'dan  kaçan denizcilerin sığındığı limanı tekrar ne zaman göreceğimi düşünüyorum. 

İzmir Düğünü

İzmir gezime bir de düğün eklendi. Abimlerin yakın arkadaşlarının oğlunun düğününde güzel zaman geçirdik. Nezih bir ortamda yedik, içtik, güldük eğlendik. Düğünde dikkat çekici şeylerden birisi , eski düğünlerde, balolarda  görmeye alışık olduğumuz , şimdilerde orgların yer aldığı , orkestra nın canlı olarak çalıp söylediği yabancı ve Türk müziğinin en güzel eserleriyle mutlu dakikalar geçirmemizi sağladı.genç çifte mutlulukla dolu nice yıllar diliyorum.

Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...