23 Ocak 2016 Cumartesi

Bakır Tencerede

 
 Siz hiç bakır tencerede pişen yemeğin sunduğu lezzet şölenini damağınızda hissetiniz mi ? Ben bu konuda çok şanslıyım. Çocukluğum bakır tencerede pişen birbirinden enfes lezzetlerde yemeklerle geçti .
   Karadenizde kız çeyizinin olmazsa olmazı bakır tenceredir. Annem de karadenizli olduğu için boy boy bakır tencereler,tavalar,sahanlar, süzgeç çaydanlık, güğüm ,ve hatta ve hatta bakır mangal çocukluğumu süsleyen en güzel mutfak eşyalarıdır. 
   Tatilleri anneannemin üç katlı ahşap evinde geçirirdik. Mutfakta ceviz dolaba en büyükten en küçüğe doğru sıralanmış gümüş gibi pırıl pırıl kalaylanmış dövme bakır tencereler, her gün sıralandıkları yerden yapılacak yemeğin cinsine göre alınır ve tertemiz yıkandıktan sonra tekrar aynı düzende yerine konurdu. Bir tek en büyük boy tencere yerinde sabit dururdu. Senede bir aşure  ya da  incir reçeli yapılırken bu tencereye ihtiyaç duyulurdu. Bu yüzden bu tencere genellikle ekmeklik olarak kullanılırdı. Mis gibi Trabzon somunu her sabah tarihi fırından el yakacak sıcaklıkta alınır ,kahvaltıda tereyağına  ve incir reçeline eşlik ederdi.Kalan ekmekler bayatlamasın diye tencerenin içinde muhafaza edilirdi. Ekmeğin üstündeki simiti kıdırdatmak en büyük keyfimizdi. İşte o zaman o kocaman kapak usulca aralanmaya çalışılır ,ama çok ağır olduğu için her seferinde kapak hızla tencerenin üstüne düşerdi. 
   Kış tatillerinde salonda kuzine yanardı. Bakır çaydanlık güğüm ve  bakır tencere de üstünden eksik olmazdı . Genellikle karalahana çorbası tıkırdardı ağır ağır. Ya da bol acılı lahana sarması olurdu tencerede. Fırın kısmına da kabuklu fındık ya da patates yine bakır tepsilerde sürülürdü. Gelen misafirlere ikram etmek için.
   Mevsimine göre alınan balıklar bir güzel ayıklanıp yıkandıktan sonra bakır süzgeçe alınıp suyunu süzmesi için bekletilirdi. Sonra kocaman bakır balık tavasında mısır ununa bulanmış balıklar çiçek gibi dizilip az yağda çevrile çevrile pişirilirdi. Tersini çevirmek için tavanın düz kapağı kullanılırdı. 
   Kulaklı denilen iki tarafı kulplu bakır kapların büyüğünde balık buğulama ,biraz küçüğünde kuymak , en küçüğünde ise kazkaldıran denilen ,imansız peynire yumurta kırılırdı. 
   Bakır mangala alınan közde dedeme bakır cezvede kahve sürülür, altın yaldızlı porselen fincanda sunulurdu. 
   Anneannem kış gününde vefat edince o büyük boy tencerede bu sefer un helvası için çıktı ortaya. Bakır mangalda yavaş yavaş  saatlerce ezilerek yapıldı. Onsuz onun eli değmeden ,yapıldığından mıdır nedir bir daha aynı lezzeti vermedi hiçbir bakır tencere yemeği.
   Annem gelin olurken , bakır tencereler annemin çeyizinde de yer almış . Annem yıllarca kullandı bakır tencerelerini . Ancak kalay sorunu nedeniyle yerlerini önce alüminyum , emaye , çelik ve teflon malzemeyle yapılan mutfak araçlarına  bırakmak zorunda kaldı bakırlar ve onunla pişen eşsiz lezzetteki yemekler ,çocukluğumun güzel günlerinde tadı damağımda, enfes kokuları burnumda kaldı.
   Şimdilerde evimin baş köşesinde anneannemin  hatırasını senede bir aşure için çıkarıyorum . Çocukluk günlerime yeniden döndüğümü hissederek.

32 yorum:

  1. Merhaba canım.Ece ablası Tigrisi görürse asla es geçmez.Ama bazen giremiyorum yavrum.Benim küçüklüğüm hem oralı olduğumuz için ve babamın görevi nedeniyle Konya'nın Çumra kazasında ve Uşak'ta geçti.Hemen hemen herşeyi Bakır tencerelerde yaptık,yedik.Lezzeti tartışılmazdı. Bir de annem rahmetli mangalda küp içinde fasulye yapardı.Bunları hiç unutmam.Teknoloji bizi çok çeşitli denenmemiş maddelerden yapılmış pişirme kaplarıyla tanıştırdı.Benim de üç tane bakır tavam var.Ancak yumurta keyfi yapıyoruz.Güzel bir konu.Sevgiler yavrum.Ece ablan:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Ece ablacım varlığını bilmek beni çok mutlu ediyor. Malesef ki herşeyin güzelliği geçmişte kaldı , değerlerimizle beraber herşeyimiz bir bir elden gidiyor

      Sil
  2. Gerçekten de kalay sorunu nedeniyle yerini diğer tencerelere bıraktı ama eski lezzetleri de sadece bunlar taşıyormuş gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski lezzetler bakır tencerelerde kaldı . Artık hiçbir şey doğal lezzetinde değil ki

      Sil
  3. Masal tadında çok güzel anlatmışsınız. Eski büyük evlerde pişen lezzetli yemekler hep bakır tencerelerde pişerdi. Aşureyi biz de büyük bakır tencerede pişirirdik. Yaylada hala bakır sahanlar kullanırım. Görüntüleri de nasıl güzeldir.
    Ama en olumsuz yanı, eski bakırcı ustaları bile kalmadı artık. İstenen biçimde kalay yapamıyorlar.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim . Maalesef ne bakırcı ustası ne de kalaycı ıstaları kaldı. Bulduğunuz da tencere takımı fiyatına kalay yapar olmuş

      Sil
  4. Ne güzel anlatmissiniz. Ben de çok sükür o lezzete yetisenlerdenim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel siz de benim gibi şanslılardansınız

      Sil
  5. Biri bakır kapta kuymak mı dedi? :) Beni eskilere götüren bu yazı için minnettarım :)

    YanıtlaSil
  6. Ben de Karadeniz'liyim tigrisciğim, babam Göreleli...rahmetli annemin evindeyken çocukken tencereler hep bakırdı, hatta kalaycılar olurdu kalaylardı :)))ama şu an hiç bakır tencerem yok. Keşke saklasaydık...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım ne güzel aynı toprakların ekmeğini yemişiz ;)))

      Sil
  7. Gece gece canımızı istettin :)

    YanıtlaSil
  8. Ne güzel insanı alıp götüren bir yazı olmuş. Eşyalar sevdiklerimizle özdeşleşir o yüzden unutulmaz olur. Gelecek nesil hiç bilemeyecek bakır Tencereleri

    YanıtlaSil
  9. Ben de mutfağımda bir rafa dizdim bakır tencere, sahan, maşrapa... ne varsa.
    Çok şey anlatıyorlar.

    YanıtlaSil
  10. Biz burada özel günlerde bakırlar içinde yapılırdı. Bizde yerdik bizde de var iki tane bakır kazan bir köşede bekliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlar da kaderine terkedilmiş desenize :((

      Sil
  11. Zamanı geçmiş değerli eşyalarımızın kıymetini bilmemiz gerektiğini düşünüyorum bende, bu şekilde kalan eşyalarınız olduğu için şanslısınız , ne güzel..Anneannelerin benim için yeri çok özeldir, anneanneniz nur içinde yatsın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok şanslıyım. Eskilerden kalanlara gözüm gibi bakıyorum. ;))

      Sil
  12. Eskiyi hep özlemle anıyoruz. Lezzetin sırları o tahta kaşıklarda, kalaylanmış bakır tencerelerdeydi..Doğaldı her şey, insanlar da daha doğaldı, sahte değildi. Şimdi dışımız alabildiğine yaldızlı, içimizse boz-bulanık!. Bu güzel yazı için emeğinize sağlık. Esenlikle..


    Kısa bir süre önce benzer bir yazıyı kaleme almıştım ben de..
    bakmak isterseniz aşağıdaki linkte..
    ( http://izlerveyansimalar.blogspot.com.tr/2016/01/lezzetin-srr.html )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef ki sahte dünyanın sahteleşmiş duygularına sahip sahte insanları olduk :((
      Yazınızı büyük bir keyifle okuyacağım

      Sil
  13. Ne güzel anlatmışsınız, bakıra eski eşyalara düskun biriyim ve bu resmi gorunce annemin süt cevirme makinesi geldi aklıma:) yeni nesil tencere tavalar güzel de en güzelleri otantik olanlar eskiler :) kaleminize sağlık takibe aldım bloğunuzu...

    YanıtlaSil
  14. Ne güzel anlatmışsınız. Bizim koy evimizde bolca var onlardan. İçinde yatılıp uyunacak kazanlar bile var. Bir dönem köye gelip topladilar satın aldilar. Millette sattı bakirlarini...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazık ki ne yazık üç kuruşa anılarımızı sattık hep. Yerine tadsız tuzsuz demir parçalarını koyduk

      Sil
  15. Ne güzel anlatmışsınız, bakır tencereler çocukluğumda kaldı, bakır taslar, sahanlar. Hele de en lezzetlisi bakır tencerede pişen pilav! işte o lezzeti bulamıyorum artık... Şimdi sadece babannemden kalan bakır bir tabak süs olarak duruyor evin bir köşesinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ah , ne yemeklerin ne de yaşanan günlerin tadı kaldı.

      Sil
  16. Bakırların içini annem kalaylatıyordu diye hatırlıyorum.Görsel de yazı da süper olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şekercim bakırlar kalaylatılmazsa zehirler insanı. Teşekkürederim

      Sil

Öne Çıkan Yayın

Garip Kemancı

Bazen yolunuz öyle bir insanla kesişir ki bambaşka ufuklara doğru akar gider zaman. Yirmili yaşlarımın başında  tam da bugünlerde tanıdı...