30 Nisan 2016 Cumartesi

GİZLİ BAHÇE


Merhaba blog dostlarım. Yoğun geçen, kitaplarla bol bol  haşır neşir olduğum , nisan ayı da biterken okuduğum ve etkisinden kurtulamadığım büyülü bir kitabı sizinle paylaşmadan olmazdı. 

Kitabın adı : GİZLİ BAHÇE 
Yazarı : Frances Hodgson Burnett
Bir çocuk klasiği olmasına rağmen her yaştan insanın okuması gerektiğine inandığım bu kitapta, ruhumuzun gizli bahçelerine açılan kapıların ardında yeşeren umut çiçeklerinizi bulacaksınız. 
Yüzlerce kilitli odası olan  bir malikane, geceleri duyulan esrarengiz sesler ve anahtarı toprağa gömülmüş gizli bir bahçeyle birlikte kendini de keşfe çıkan küçük bir kızın umutlarla örülü hikayesi.
Kitabı iki günde soluksuz okudum. Bahçede bahsedilen çiçekleri , kızılgerdanı gözümde canlandırabilmek için sürekli interneti kullandım. Çiçeklerin büyülü renklerinde bir kere daha kayboldum. 
Kurumaya yüz tutmuş hayatların gizli  bahçeyle birlikte yeniden yeşermesine tanık olmak ister misiniz ?

26 Nisan 2016 Salı

HAFTANIN BLOĞU : İstanbul Hanımefendisi



Muntazır teşrifine hazır kayık
İnce yaşmakla bu cuma seyre çık
Penbe mantinden ferace pek de şık
İnce yaşmakla bu cuma seyre çık
Şimdi diyeceksiniz Tigris nerden çıktı bu şarkı. Bu haftaki konuğum  İstanbul'un güzide semtlerinin birinde dünyaya merhaba demiş. Ona bir İstanbul şarkısı armağan ettim. Her ne kadar şarkı Cuma günü dese de ben salı gününde ısrarlıyım. Bugün salı fağfuri fincanda kahveni hazırla sevgili İstanbul Hanımefendisi Güllü lokumları da unutma , misafirlerin geliyor.
İstanbul aşığı sevgili dostumuzun bloğunda neler yok ki , yengeç bacağından aşureye,nefis pastalardan, alışverişe ve daha daha nelere.  Osman Hamdi ile Hoşgeldiniz diyen bir güzelliği anlatmak için kelimelerim yetmez ki. En iyisi bloğuna gidin ve ne dediğimi daha iyi anlayın. 

 "Haftanın  bloğu seçilen arkadaşımız, kendi bloğunda gelen ziyaretçiler için "hoşgeldiniz " temalı bir yayın hazırlaryacaktır. Gelen misafirlerinin yorumlarını bu yayın altında toplamak adına"

24 Nisan 2016 Pazar

Nostaljik Pazartesi: 19 Çok Cahilsiniz

Zaman zaman çevremdeki insanları gözlemliyorum ve öyle konuşmalara şahit oluyorum ki ağzım açık kalıyor. Cahilliğin zirvesine oturmuş ve oradan inmeye de hiç niyeti olmayan kurnazlığı zekilik sanan ,bu insancıkların eğitim düzeyleriyle paralellik gösteren cümleleri , bulundukları durumun tehlikesini bir kez daha gözler önüne seriyor. Çoğunluğu ilkokul mezunu olmasına karşın lise ve açıköğretim fakültesi mezunu olanları da azımsanmayacak  kadar çoktur .Bazen laf olsun  diye ortaya atılan bir konu hakkında duydukları yalan yanlış bilgilerle mışlı mişli cümleler kurarak herşeyi o biliyormuş edasında sizi küçümser bakışlarla, çok bilmişliğini cahil cesaretinden güç alarak saatlerce savunabilecek güçtedir.Sorduğunuz soruya verecek yeterli sözü bulamayınca hakaret boyutunda sözlü saldırıya geçer , küfreder ya da sizinle alay etmeye başlar olmadı fiziksel şiddete başvurur. Hayatta elle tutulur bir özelliği olmadığı için egosunu şişirdikçe şişirir. Kendini övdükçe över. Menfaatle beslenirler ve işlerine gelmedikleri anda kaçmak tipik özelliklerindendir. Hiçbir işte başarılı olamazlar.iş değiştirmelerinin suçlusu hep başkalarıdır.Dünyanın kendi etraflarında döndüğünü düşünürler ve hayatlarından çok mutludurlar . Bütün yeniliklere kapalıdırlar ancak işlerine geleni almaktan da geri durmazlar. Televizyonda izledikleri yüzeysel programlar ve diziler dışında kitap gazete nedir bilmezler.Okudukları üç beş satırı ya da duydukları bir kaç kelimeyi de kendilerince yorumlayıp başkalarına satmaya kalkarlar. Hayatı sorgulamadan yaşadıkları için yönetilmeleri kolaydır. Para ile ilgili şeylere düşkünlükleri fazladır . Bir şeyin önce fiyatını sorgularlar. Başkalarının parası , maaşı onları çok rahatsız eder. Dedikodu yapmayı , başarılı insanların hayatlarını irdelemeyi ve bu insanlara hınç dolu " benim onlardan neyim eksik " düşüncesiyle kıskançlık duymayı severler .Üç kuruş için yapmayacakları  yoktur. Menfaatleri doğrultusunda insanları kullanmayı çok severler. Ukalalık ve küstahlıkta sınır tanımazlar. Sürekli karşısındaki insanın açığını arayıp egolarının zaferini yaşarlar. Şiddetle savunduğu bir konu hakkında sessiz kaldığınızda bilgisiz olduğunuz sanrısına kapılıp egosunu rahatlatırken düştüğü içler acısı durumu acınasıdır. Büyük harflerle aklıma kazıdığım "Cahil insan kendi kendinin bile düşmanıdır; başkasına dost olması nasıl beklenir.Sokrates " sözünden hareketle mümkün olduğunca uzak durduğum ve dışardan gözlemlemeye devam ettiğim insanlar, insancıklar çok cahilsiniz.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Çocuk Bayramı



Dünyada bir başka örneği olmayan Çocuk Bayramımız var bizim. 
Coşkumuz her geçen gün artarak çoğalsın, güneş her sabah yeni umutlarla doğsun. Her şeye her kötülüğe inat
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Sevgiyle

22 Nisan 2016 Cuma

2. Kütüphanem




Merhaba güzel insanların  toplandığı blog dünyasının siz sevgili dostları
 Bir önceki yazımda bir sürprizden bahsetmiştim. Evet işte o an geldi, açıklıyorummmmm.
Bilecik ili Yenipazar ilçesi Kınık köyü'nde artık adımın yaşatıldığı  nur topu gibi ikinci kütüphanem
bu gün itibariyle doğdu. Umarım çok uzun yıllar minik yüreklerin ufuklarını açmada yol göstericisi olur.Çok sevinçliyim. 2006 yılında Eskişehir'de  adıma açılan ilk kütüphane ve on yıl aradan sonra ikinci kütüphanemin olacağı hiç aklıma gelmezdi.
Eski yazılarımın birisinde Eskişehir'in önemli isimlerinden Nejat İşcan Hocam'dan bahsetmiştim.Tık tık . Hocamla uzun yıllar süren dostluğumuz neticesinde bana layık gördüğü ikinci bir kütüphanede ismimin yaşatılması fikri, beni tarif edilemez mutluluklara sevk etti. Hele de 23 Nisan Çocuk Bayramı öncesinde çocuklara verilebilecek  bundan güzel başka hediye olamazdı.
 Eskişehir dışında bir köy okulunda kütüphane düzenlemek ve kitaba susamış çocuklara hizmet edeceğimi bilmek kadar büyük bir mutluluk olamaz.
 Hani derler ya bu dünyada bir dikili ağacın var mı ? Binlerce şükür olsun ki ikinci fidanım da  bugün can buldu.
 Bugün okuldaki çocukların öğretmenlerin ve okul müdürünün  yüzlerindeki sevinci yüreğimde hissettim ya, artık ölsem de gam yemem.
  Aslında yazacak o kadar çok şey var ki ama bugün benim kelimelerim kütüphanenin duvarlarındaki en güzel ana takılı kaldı.
 Blog dostlarımın da kitap sevgilerini biliyorum ve bir kampanya başlatmak istiyorum. Gönlünüzden kopup gelen kitapları o güzel yüreklere ulaştırmak istiyorum. Var mısınız kütüphaneme destek
olmaya . Sevgiyle.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Mavi bir özleyiş



20 Nisan 2016 bol sürprizli gün olarak, hayat güncemdeki yerini almak için çok çalışıp çabalamış.
 Sabah aldığım özleyiş hasret dolu mavi zarf ve  sonrasında aldığım güzel haber, yoğun duygular yaşadığım bir güne imzasını attı.
 Güne dair ilk olarak mavi zarftan bahsetmek istiyorum. Diğer haberi Cuma günü detaylı bir şekilde aktaracağım. Bana olduğu gibi size de sürpriz olsun iki güncük bekleyin dostlarım.
Gelelim zarfa. Hani Kestane fiyonk bir etkinlik başlatmıştı ve onunla ilk mektuplaşmayı gerçekleştirmiştik ya, ikinci mektubum da canım Ece Ablam'dan bugün itibariyle elime ulaştı. Nasıl mutlu oldum, nasıl duygulandım anlatamam. Bazı yüreklerle yüzyüze tanışmaya gerek yok ruhlarımız çok önceden  tanışmış ve birbirini sevmişler diye düşünüyorum. O nasıl güzel kelimelerdir o nasıl duygu selidir. Beni alıp götürdü. Uzun uzun akmış kelimeler  sevgi dolu güzel yürekten.
Tıpkı eski günlerden kalma bir mektup olmuş, kağıdı sararmış tarihi de 30 yıl öncesinde olsa o günleri ancak bu kadar yansıtırmış.
 Ece Ablam'a gönülden bir kere daha teşekkürlerimi sunuyorum.  En kısa zamanda (bu sıralar yoğunluğum fazla olduğundan) cevabımı yazacağım.
 Yine bir hatırlatma yapayım. Eskiyi yaşatmak isteyip de iki kelam karalamak isteyen her dostumla mektuplaşma etkinliğimiz olacaktır. İlgilenenlere duyrulur. Sevgiyle.

19 Nisan 2016 Salı

HAFTANIN BLOĞU: Engin Ergin


Bu haftaki misafirimi kimler tanıyor parmak kaldırsın. Tanımayanlara söyleyeceğim tek söz, inanılmaz keyifli yazılardan kendinizi mahrum etmeyin. Genç yaşın , genç dimağın kelimelere nasıl dans ettirdiğine tanık olmak ister misiniz? 

Daha adımınızı atar atmaz sizi sıcacık bir merhabayla karşılayan, misafir yine beklerim renkli günler dilekleriyle uğurlayan naifliğin bir insana ancak bu kadar yakışabileceği sevgili  Engin Ergin 'i tanımaya ne dersiniz?
Tanrı'nın torpil geçtiği toprakların güzel insanı kendini şöyle tanımlamış

"Biraz ben...

Muğla'da doğdum, Muğla'da büyüdüm, Ankara'da büyümeye devam ettim, şu sıra yine Muğla'dayım... Ankara'da üniversite mezunu oldum, verdikleri diplomada "Güzel Sanatlar Fakültesi"nden geçtiğim yazıyor, bir de "İçmimarlık ve Çevre Tasarımı" adında bir bölüm de o "değerli kâğıt"ta yer alıyor... Konuşmaktan haz duyuyorum, konuşamadığım zamanlarda daha çok yazıyorum. Fotoğraf çekmekten de haz duyuyorum. "


 "Haftanın  bloğu seçilen arkadaşımız, kendi bloğunda gelen ziyaretçiler için "hoşgeldiniz " temalı bir yayın hazırlaryacaktır. Gelen misafirlerinin yorumlarını bu yayın altında toplamak adına"

17 Nisan 2016 Pazar

Nostaljik Pazartesi: 18 Pardon parfümünüzün adı nedir?

Parfüm , Latince kokulu duman "perfumum" kelimesinden gelmektedir .tarihi Mısırlılara kadar uzanan ,önceleri ölüler için sonrasında kötü kokuları bastırmak için kulanılır olmuştur.Fransa parfümün merkezi olunca koku endüstrisi büyük gelişme yaşamış , en az parfüm kadar şişeleri de özel olmuştur.günümüzde Parfüm  adeta kişiliğimizin imzası haline gelmiştir.
 Parfümlere olan düşkünlüğüm , güzel kokmanın  insanlar üzerinde olumlu etkiler , enerjiler bırakmasından geliyor.
Parfümlerimi o günkü ruh halime, mevsime , gece ya da günlük kullanıma göre belirlerim. 
Herhangi bir olumsuz anı çağrıştıran kokuyu çok beğensem de bir daha asla kullanamam.yolda bazen önümün kesilip "pardon parfümünüzün adı nedir ?"sorusuyla sıkça karşılaşıyorum.Her tenin kokuyu yayma şekli başkadır. Çok beğendiğim , ancak denediğimde kendimin bile tahammül edemeyeceği kokular  olabiliyor. Parfüm seçerken ,eğer imkanım varsa önce denerim , ve ertesi gün alıp almayacağıma karar veririm . Koku seçimim her seferinde farklılık gösterse de Loccitane Fleur Cherie , Yves Rocher Comme une Evidence ,Avon Soft Musk vazgeçilmezlerim arasındadır.Resimde parfümlerimin sadece bir kısmı yer almakta ,güzel kokmayı çok seviyorum ne yapayım ? ;)

15 Nisan 2016 Cuma

Yoğurdum Var


Yoğurdum var yeşil meşil çanakta
Benleri var ak gerdanda yanakta
Benim yarim şu karşıki konakta

Beri gel a yarim gel beri ben adam yemem
Ellerin yarine ben yarim demem

Yoğurdun üstünde bal eylenir mi
Çirkinin yanında can eylenir mi
Güzeli görünce sabr'eylenir mi

Beri gel a yarim gel beri ben adam yemem
Ellerin yarine ben yarim demem

Bu güzel Eskişehir türküsünü ne zaman duysam, yoğurt yemek isterim. Bugün radyoda tesadüfen dinleyince , yoğurtla olan dostluğumuzu kaleme almak istedim 
Oldum olası bayılırım, Türkler'in bulduğuna inanılan kadim yiyeceğimiz yoğurda. Sahi ilk maya nasıl bulundu, kimin aklıma geldi?
İçinde binbir şifa saklı yoğurt,hele de ev yoğurduysa , vazgeçilmezimdir.
Sütle ne kadar yollarımız kesişmiyorsa, bir o kadar yoğurdu evden eksik etmem. Eskiden her mahallenin sütçüsü vardı, haftada bir, iki kere koca koca tencerelerde yoğurt mayalanırdı.Süt önce dibi suyla çalkalanmış yayvan tencereye dökülür, kevgirle savura savura pişirilir. Böylece sütün üstünün iki parmak kaymak bağlaması sağlanır. Evin yetişkin kızı ya da oğlu "süt taşmasın bakıver" diye de tembihlenir. Ne hikmetse her seferinde  göz önünde o süt taşmadan edemez.Fokur fokur kaynadıktan sonra bir gün soğutulur  ve kaymak bağlaması sağlanır. Ertesi gün yoğurt mayalamak için sütün üstündeki kaymak dikkatlice kevgirle bir tabağa alınır ve kahvaltıda bal ya da reçele arkadaşlık eder.  Daha sonra süt emaye tencereye boşaltılır,ki en iyi yoğurt emaye tencerede olur. Tencere ocakta kısık ateşe konulup süt ılıtılır. Sütün ılındığını anlamanın en güzel yolu ,serçe parmağı termometre olarak kullanmaktır. Serçe parmak süte batırılır , eğer sıcaklığa dayanabiliyorsa sütün mayalanma ısısı tamamdır. Tencere ocaktan alınıp örtülerin üzerine konur. Sonra  bir kaşık tatlı yoğurttan ayrılmış mayanın içine ılıtılmış sütten katılarak maya seyreltilir ve süte boşaltılarak tahta kaşıkla karıştırılır. Kapağı kapatılıp, bir güzel örtülere, gelin bogçadı gibi,itinayla sarılıp sarmalanır. Havanın sıcaklığına göre en az 5-7 arasında süt yoğurda dönüşür. Mayalanmış yoğurdun kapağı açılarak soğuması sağlanır ve daha sonra buzdolabımda bir gece dinlendirilir.
Mahalle sütçümüz olmadığı için güvendiğim markaların günlük sütleriyle yapıyorum yoğurdu. Ev yoğurdunun tadı başka oluyor ve içime sinerek yiyorum.
Bazen de soğuk sütü cam kaba boşaltıp mayasını içine kattıktan sonra geniş bir tencereye yerleştiriyorum ve kabın seviyesine kadar tencereye su doldurup ocağa koyuyorum. Su kaynamaya yakınken ocağı kapatıp, tencerenin kapağını kapatıp beklemeye bırakıyorum. Yine aynı şekilde nefis yoğurt oluyor.
 Peki sizler yoğurdu nasıl yapıyorsunuz?
Yoğurt mayalamak için nasıl kap kullanıyorsunuz?
Not: Böyle sağlıklı yiyeceği canınızın çekmesi için özellikle paylaşıyorum. Yazının sonuna geldiğinize göre bir kase yoğurdu hak ettiniz demektir. Sevgiyle

11 Nisan 2016 Pazartesi

Haftanın Bloğu: Kestane Fiyonk


12 Nisan 2016 ve günlerden salı. Ve ve veee haftanın bloğunu ünlüyorum. ( bizim yörede seslenmeye ünlemek denir.) Ünlüyorum , ünlüyorum bakalım beni duyuyor mu?
Bir kestane varmış,bir fiyonk yokmuş. Huuuuu duyuyor musun beni?
Bursa'nın güzellerinden,mektuplaşma etkinliğinin fikir annesi sevgili mektup arkadaşım, haftanın ritmini birbirinden güzel şarkılarda bize sunan, bu sıralar ex'lerle sıkıntısı olan, salıyı sallayan blogların ev sahibesi sevgili Kestane Fiyonk   Bu haftanın misafiri. 
Sesime gel, mektubunla gel, bana gel . Biz de sana gelelim ama .  Bol köpüklü kahven ve yanında kestane şekerin olsun. Sohbetin dibine dibine vuralım.
Seni duymayan tanımayan kalmasın.


 "Haftanın  bloğu seçilen arkadaşımız, kendi bloğunda gelen ziyaretçiler için "hoşgeldiniz " temalı bir yayın hazırlaryacaktır. Gelen misafirlerinin yorumlarını bu yayın altında toplamak adına"

Nostaljik Pazartesi:17 Bahar mı gelmiş ne?

Son günlerde güneşin ışıltılı yüzü bir görünüp bir kaybolsa da ; ağaçlar gelinliklerini giymişse , çimenler sarı benekli  elbiseleriyle sizi selamlıyorsa , karıncalar , arılar , kelebekler de uzun uykularından uyanmışsa ,  bulutlar sevinç göz yaşlarını çok sık döküyorsa ,bahar gelmiş mi ne ? Gelmiş gelmiş. Bu sabah farkettim ki ağaçların yaprakları görünmeye başlamış , karıncalar yolumda askerler gibi dizilip beni uğurluyorlardı.yan bahçenin çimenlerinin arasından çiçekler nasıl da güzel açmışlar.küçük bir patikada yürüyormuşum hissini veren , her gün gidip geldiğim yol ,diğer mevsimlerde olduğu gibi bugünlerde baharın müjdesini veriyor bana .Eee artık Nisan Ayına girdik. Uzun bir kıştan sonra bahar bana çok iyi geldi .Gerçi Nisan ayları yoğun tempolu olur bende hep. Olsun kimin umrunda . Bayramlar törenler nasılsa yapılacak. Ama bu bahar başka bir güzel .

9 Nisan 2016 Cumartesi

Su....


Şimdilerde düşünüyorum da eskiden herşeyin bir adabı vardı. 
  Ya da bir ritüel haline gelmiş geleneklerimiz ve göreneklerimizle yaşıyorduk. Sahi ne oldu onlara? 
Tıpkı masamda , eskinin izlerini taşımaktan öteye gidemeyen, kimbilir kimlerin içini serinletip ferahlatan mahzun duruşlu bu sürahi, bardak ve bardak tabağı gibi süs olmaya mahkum mu kaldılar? 
  Ya da ,çeyizin olmazsa olmazı ,misafirler için alınıp vitrinde yıllarca tozlanmaktan başka işe yaramayan diğer arkadaşları gibi , bir türlü gelmek bilmeyen o misafirleri kimbilir kaç yıldır beklemektedirler?
 Su demişken, su içmenin de, su ikram etmenin bir adabı  bir ritüeli vardı. 
 Hele de su isteyen bir misafirse, ya da ailenin büyüğü ise. Suyu ikram eden daha bir özen gösterirdi. 
  Evin yetişmiş kızı , ya da genç hanımı bu işi üstlenirdi. 
  Misafirin " Kızım ölmüşlerinin canı için bir bardak su verir misin " sözleri üzerine, evin kızı masadaki billur gibi parlayan kesme bardağın üstündeki örtüyü kaldırır, sürahinin kapağını kaldırıp, alttan tuttuğu bardağa  suyu doldurmaya başlar. Dudak payını bırakmayı unutmadan . İnsanın içinde su içme isteği uyandıran suyun bardağa dolarken çıkan o tok su sesi lık lık lık, sürahinin masanın üstündeki yerine konulup, cam kapağının sesine bırakır yerini . 
  Bardak, ince el işçiliği ile hazırlanmış dantel örtüsü bulunan tabakla buluştuğunda misafire sunulmaya hazırdır artık.
  Misafirin yanına gelince tabakla beraber eğilen zarif beden, bardağın  tabaktan alınışını, suyun ağır ağır üç yudumda içilişini sessiz bir şekilde tabak  elinde beklerken, su ikram edilen kişi "Oh çok şükür, elhamdülillah "nidalarıyla bardağı kızımızın elindeki tabağa yerleştirirken " Su gibi aziz ol, su verenlerin çok olsun, ölmüşlerinin canına değsin " gibi hayır duaları etmeyi de ihmal etmez . Su veren kişi de "Sıhhat , afiyet olsun " diyerek bardağı alırdı. 
 O sırada başka birisi su istemişse, ya yeni bir bardak getirilir ya da bardak yıkanır kurulanır su içmeye hazırlanırdı.
 Su insan hayatının en önemli gereksinimi olduğu için, ona verilen değer de o derece kıymetliydi. 
  Kızların çeyizinde, binbir emek ve göz nuruyla yapılmış dantel su bardağı, tabağı ve sürahi örtüsü olmazsa olmazlardandı. 
 Misafir bardağı ve sürahisi ince camdan zarif el işçiliği ile süslenmiş olması tercih edilirdi. Bu bardak, sürahi ve tabak her gün tertemiz yıkanır, beyaz pamuklu kumaşlarla kurulanır ve yerine konurdu. Sürahi, taze suyla doldurulur, kapağı kapatılır, kapağı yoksa dantel örtüsü mutlaka örtülürdü.
  Şimdilerde baş tacımız suyumuz, plastik damacanalardaki yolculuktan sonra evde su sebili denen makinelerdeki yerlerini alıyor. Saplı sapsız, plastik, cam, porselen envai çeşit  herkesin kendine özel bardağında, hayatımızdaki önemi hiç düşünülmeden, lıkır lıkır içiliyor. 
 Evin dışındaki su içme ihtiyacımızı gidermek daha  da içler acısı. Plastik şişelere hapsedilen nimetimiz, ne derece sağlıklı olduğu tartışılır şekilde ,satışa sunuluyor. Ya da sağlıklı olduğunu sandığımız bilmem ne plastik markasının rengarenk su şişelerinde çantamızda gün boyu bizimle birlikte dolaşıyor. 
 Haydi şimdi siz de ,benim gibi ,vitrindeki en güzel bardağınızı çıkarın , ağır ağır suyu doldurun ve yavaş yavaş tadına vararak için suyunuzu. Ohhhh su gibi aziz olun dostlarım. Sevgiyle

6 Nisan 2016 Çarşamba

Hoşluklar getirdiniz


Merhaba güzel dostlarım.
Ne güzel bir gün ve ne güzel bir hafta.
Bugün Sevgili Uğurum, hala bilmeyen varsa söyleyeyim  Sevgili Nahide Zerayak beni haftanın  bloğu olmaya layık görmüş. RENKLİ PASTA SEPETİ
Nasıl mutlu oldum anlatamam. 
Bende çok özel yere sahip olan sevgili uğurumu da ziyaret etmeyi unutmayın. Hala tanımayanlar varsa büyük bir kayıptır , bilginize.
Blog dünyasının ilk kapılarını bana aralayan ve gerçekten bana çok uğurlu gelen sevgili Nahide hanım sizi çok seviyorum.
Hoşgeldiniz yazısı ile sizleri karşılamak istedim . Hepiniz hafta boyunca kahveler eşliğinde ,hoş sohbetlerinizle arkadaşlık ederseniz beni çok mutlu edersiniz.
Sevgiyle

5 Nisan 2016 Salı

HAFTANIN BLOĞU: KAHVE YANI

Bir haftayı daha devirdik , Salı geldi çattı. Salı demek haftalık misafir demek. Evi sildim, süpürdüm. Yemekleri yaptım. Çarşafları değiştirdim. Misafirime hazırım. Uzun yollardan, piramitlerden gelecek Süt banyosunu da hazır ettim.
  Gelelim bu haftaki konuğumun kim olduğuna .Mısır desem , sfenks , kleopatra desem, güzellik desem, makyaj desem, kitaplar ve  yanında da kahve desem kim gelir aklınıza? Kendini Mısır sfenkslerine benzeten bu güzel kim acaba ? 
 Bilenlere benden kucak dolusu sevgiler, tanımayan bilmeyenler de doğru tanışmaya. Onun bir değil iki bloğu var. İkisine de var mısınız baskın yapmaya ?

 KAHVE YANI KİTAP ve KAHVE YANI MAKYAJ

" Haftanın  bloğu seçilen arkadaşımız, kendi bloğunda gelen ziyaretçiler için "hoşgeldiniz " temalı bir yayın hazırlaryacaktır. Gelen misafirlerinin yorumlarını bu yayın altında toplamak adına " 

4 Nisan 2016 Pazartesi

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım


Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.
İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.
Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.
Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.
Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Nisan 2016 Pazar

Nostaljik Pazartesi:16 Şükretmek

Aldığım her nefes,
Bir şükrediştir
Yaradan'a.... 
            Tigris
Ne zaman doğa ile buluşsam , sonsuz mavi kubbenin altındaki mucizeyle  başbaşa kalırım .Sükut içinde doğanın yaşam sesine kulak veririm.Kırların bahar yeşili tonu üzerine rengarenk çiçekli basma elbiseleri üzerinde huzurun doruğuna varırım .O an kelebeklerin çiçeklerle dansı içimdeki kelebeklerle yarışa girer.Gözüme takılan karıncaların  telaşında insanları görürüm , sonsuz boşlukta ne kadar da küçük ve değersiz olduğumuzu hatırlarım .Kuşların en doğal makamdan  okudukları hiç duyulmamış güzellikteki şarkılarında hüznü , sevinci hissederim .Yeni tomurcuklanmış kuru dalların arasından yakıcı sarı top burdayım diye alnıma dokunur.Başımı çeviririm maviliğe . Açarım ellerimi binlerce kez mucizenin sahibine şükrederim , aklımın eremeyeceği  sırlarla dolu yarattıklarına ve her bir güzellikte  O'nu hatırladığıma .

1 Nisan 2016 Cuma

Şaka şaka

-Biri gelmiş a dostlar. 
-Kim kim ? 
-Kim olacak Nisanınnnnnnn biriiiii.  
   Şaka mı dediniz? Tutmayın o zaman beni.Telefon numaramı  bilmeyen  ve tongaya düşen kaç şakazedem var. Genellikle  şaka bellidir . Bir banka çalışanıymışım ararım maaşlarında yanlışlık olduğunu söylerim .İkiyüz küsür lira borçlandıklarını belirtirim . Rakama dikkat ikiyüz küsür lira ha ha ha . İşin içinde para borç olunca küsürün bile farkına varmadan telaşa kapılır karşı taraf. Haklarında icra takibi başlatacağımızı da eklerim . Ondan sonra seyreyleyin gümbürtüyü. Okul memurunu, müdürü, müdür yardımcısını sıradan ararlar. Şakanın tadını kaçırmadan arkadaşı tekrar arar asıl meramımı söylerim. 
  Arada bir böyle hoşluklar hepimizi canlandırıyor. Günün hatta haftanın gündemi oluyor. 
  Bugün de Nisan 1 ya Tigris yine rahat durmadı. Okulun bütün temizlik personelini  bulunduğu binaya topladı. Okulu su bastı niye bakmıyorsunuz diye veryansın etti. Koşarak gelenler, ellerinde kovalar süpürgeler. Tabii yukarı çıkan bakıyor her yer kupkuru . Ve bennnnnn Nisan birrrr  nidalarıyla şaşkın ve telaşlı yüzlerde bir anda tebessüm oluşturmanın keyfine varıyorum. Gelen dostlarımızla çaylar eşliğinde, bol kahkahalı sohbetlerimizle  yine gündemdeki yerimi alıyorum
  Darısı başka şakazedelerin başına diyorum. 
  Bunlar benden bir gün fena intikam alacaklar, gözünü aç Tigris. 
  Şaka bir yana, son zamanlarda yeterince gerildik. Hayat yeterince ciddi ve acı dolu . Hergün ölüp ölüp diriliyoruz .Ruhum isyanda. Deliliğe vuruyorum. 
 
Bu fotografı akşam üstü eve dönerken çektim . Eskişehir'e bahar iyiden iyiye geldi . Ya ülkemin geciken baharı....

Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...