28 Temmuz 2016 Perşembe

Gizli Yüz

Gizli Yüz

Selam dostlar bugün bir filmle geldim . Bilmem izleyenleriniz var mı? İzlemeyenler de izlesinler mutlaka 
1991 yapımı bir Ömer Kavur Filmi. Senaryosunu Orhan Pamuk'un  Kara Kitaptan bir bölümden yola çıkarak yazdığı , her defasında farklı mesajlar aldığım konusu ve görselliğiyle beni benden eden,baş ucu filmim . 
Zuhal Olcay , Fikret Kuşkan ve Rutkay Aziz'in başrollerini paylaştığı filmin müzikleri de Cahit Berkay'a ait. 
Gizli Yüz; şehirler şehri, ölüler şehri , garipler şehri ve kalpler şehrinde gerçek tutkunun peşinde bitip tükenmez  arayışın öyküsü. 

Binlerce binlerce sır bilinecek 
O gizli yüz gösterince kendini 
                     Feridüddin  Attar

"Bana bir hikaye anlat diyorsunuz  
-Olur
Size bir hikaye anlatayım ama kalbimi açabilir miyim nilmem 
Ne zaman bir hikaye anlat deseler ağaçları düşünüyorum 
Rüyamdaki ağaçları."
Durma sefer et diyarı kalbe 
Can baş ko rehgüzarı kalbe
                     Şeyh Galip

"Söylesene cancazım hayatta insan her istediğini elde edebilir mi hiç "


26 Temmuz 2016 Salı

Bir Bahar Aksamı

1998- Kastamonu Valiliği Kültür Müdürlüğü TSM korosu
Sunucu - Tigris

Dupduru bir yaz günü. Yolum eskilere doğru düştü. Aldım elime resimleri başladım bir bir bakmaya. En çok da koro resimlerine takıldı kaldı gözlerim. Bu resim bir konser sonrası Valimiz Enis Yeter çiçeğini taktim ederken çekilmişti.Ne kadar gençmişim bir o kadar da toy. Buna rağmen nasılda mağrur durmuşum sunuculuğun ağırlığıyla. Ben , resimlerim ve Türk musikisinin en güzel eserleriyle ruhumu dinlendirirdim akşam üstüne kadar. Fakat gün boyu dilime dolanan bir şarkıyı , bir defa bir defa daha dinlerken bu dünyaya gelmekte çok geç kaldığımı hissettim.
O dönemler insanlar ne kadar kibar ve samimiymiş. Gerçek aşklar yaşanmış ve  sevgiler sahiciymiş.
Bu şarkının hikayesini yıllar önce , dinlediğimde de göz yaşlarım eşlik etmişti kemanın sesine.
Beni o günlerden beri etkisi altına alan şarkının hikayesi şöyle;
Bahar melteminin en delice estiği 20 'li yaşlarının başındaki Fuat Edip bir gece rüyasında çok güzel bir kız görür. Kıza gönlünü kaptırır ve yıllarca onu arar Yüreği yaralı genç , sonunda istemediği biriyle, ailesinin baskılarına dayanamayarak evlenir.
Yıllar ve yıllarca rüyasındaki kızın hayaliyle yaşar. 
Bir bahar akşamı Musiki okulunun merdivenlerinde sınava girmek için bekleyen genç kız bir anda Fuat Bey'in dikkatini çeker ve olduğu yerde kalır. Bu kız rüyasında gördüğü kızdır.
Yüreği burkulur ve şu sözler kaleminden dökülür.

Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz

İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığın bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu ah
Daha önceleri neredeydiniz

Fuat Edip Baksı bu sözleri bestelemesi için Selahattin Pınar'a verir 
Selahattin Pınar'ın Hicaz makamında bestelediği bu güzel eser gerek güftesi,gerekse bestesiyle Türk Musikisi'nin klasikleri arasında yerini almıştır.
Ben en çok Zeki Müren ve Müzeyyen Senar'ın sesinden dinlemeyi severim . 





25 Temmuz 2016 Pazartesi

Terrarium Aşkına

Terrarim Aşkına

Merhaba, nasılsınız dostlar?
Bende durumlar gayet iyi. 
Pazar sendromu da sona eedi ohh ne güzel yeni bir hafta başladı. 
Evimdeki yeşil minik şeyler beni çok mutlu ediyor, çiçeklerim var. Daha ne olsun. Onların çiçek açtığını görmek büyümelerini seyretmek ayrı bir keyif.
Bu sıralar yeni merakım terrariumlar. 
Şimdi diyeceksiniz nedir bu terrarium . Hemen söyleyeyim . Terra latince toprak demek, aquarium da akvaryum demek. Yani kısaca toprak akvaryumu anlamına geliyor. 
İnternette biraz araştırma yapınca envai çeşit terrarium görmek mümkün. Ama ne güzellikler. Havuzlu villadan tutun da , küçük bir parka kadar nasıl süslüler anlatamam. Bitkilerin yanındaki minik figürler size küçücük bir dünyayı evinize taşımızsınız hissi veriyor. 
Ben de elimdeki malzemelerle terrarium yaptım güzel oldular güzel. Küçük figür bulmakta hiç zorlanmadım, yeğenlerin sürpriz yumurta oyuncakları imdadıma yetişti. Şimdilik bir kaç tane bulabildim zamanla daha güzel şeyler ortaya çıkacağına inanıyorum.
Gelelim nasıl yapıldığına 

Kullanılan malzemeler: 

 Fanus ya da geniş cam vazolar, Çakıl taşı, kum, mangal kömürü, torf,yosun, suya dayanıklı bitkiler ya da nemi seven bitkiler, minik figürler, süslemede kullanılacak , kurdele , ip vb.

Gelelim yapımına:

Öncelikle kullanılacak olan cam fanus temiz bir şekilde yıkanır ve kurulanır.
 En alta çakıl taşları yerleştirilir. Bunun sebebi bitkinin fazla suyunun çakıltaşları tarafından çekilerek bitkinin çürümesinin engellenmesidir. 
Sonrasında kumdan ince bir kat taşların üstüne serilir. 
Küçük parçalara bölünmüş mangal kömürü kumun üstüne düzgünce yerleştirilir. Kömürü kullanmamızdaki amaç bitkiyi olası bir mantar hastalığından korumaktır.
Sonrasında torf yeterli miktarda konulduktan sonra ekilecek çiçekler uygun yerlere dikilir. Burda önemli olan aynı cins bitkilerin bir arada olmasına dikkat etmek gereklidir. Bir bitki nemi çok sever diğeri suyu sevmezse terrarium amacına ulaşamaz. 
Son olarak yosun ve çakıltaşlarıyla torfun üzeri kapatılır. 
Artık süsleme kısmında hayal gücünüze göre yapacaklarınız size kalmış. 
İnanın hazırlanması da , evdeki yerlerinde onları izlemesi de ayrı bir keyif, küçük bir huzur arayanlara şiddetle tavsiye ederim . 
Sevgiyle.

24 Temmuz 2016 Pazar

Çok Uzakta Bir Gemi


Gün usul usul akşama kavuşuyor. Yine pazar ve yine çok sıkıcı.
Pazar günlerini oldum olası sevemedim. Ne yaman çelişkidir, bir pazar günü gözlerimi dünyaya açmışlığım.
Yazın yakıcı güneşi sularla buluşurken, serinliğini yüzümde hissettiren tatlı rüzgarı da olmasa hiç çekilecek gün değil. 
Tigris'in güncesinde payına düşen bir gemi, umutlarını yüzdürdüğü hayal ülkesindeki küçük gemi.
Bir boş vermişlik sarmış bütün benliğimi. Ben kimim, nerdeyim, nedensiz soru yumakları boğazımda düğümlenmiş.
Başımı alıp giderim hayallerimde, kötülere yer vermem o güzel hülyalarımda, ama gözlerimi açınca acıtır yüreğimi bir ses, bir fısıltı dünden kalan. 
Sahi nedendir, insanın kendini bu kadar yiyip bitirdiği, çift okeye dönen dünyanın bu kadar acizliği?
Gün akşama kavuşuyor, benimse hayallerimin saklandıkları eski sandıktan çıkma vaktidir artık. 
Bir sırça köşk,  içinde bir yaralı serçe uçmaya korkuyor, özgürlüğüne uçmaya güç yetiremiyor. 
Bir küçük gemi ufukta görünüyor. Puslu hayallerin arasından usulca süzülüyor , gelme diyemiyor, git hiç diyemiyor. 
Umudun kanadına  sımsıkı tutunmuş, bu yürek biliyor çok iyi biliyor ...
Sessizliğin çığlığından sağır olmuş yürek, hiçbir zaman duyamayacak kadar yakınında ,çok yakınında.
Nedensiz midir hep batan güneşin sonunda, lacivertin en koyusuna ulaşan gümüş kürenin koynunda sakladığı göz yaşları.
Ama artık düşünmek istemiyorum. Ne bu anı ,ne de vazgeçmişliğimin üstüme serdiği paslı çuvalı
Bir gemi çok uzakta,ha geldi ha gelecek.
Sorularımın cevaplarını gizleyen hain zaman, nedir benle hesabın?
  Senin de var bir alacağın.
Son bir nefes ki o da sende saklı.


22 Temmuz 2016 Cuma

Ey Hayat

 Hayat;
Bir dilim çikolatalı pastaydı  
Yaldızlı tabakta sunulan 
Bir o kadar tatlı ve
 Fındık kabuğuna sığmayan
     Tigris💚

Ey Hayat

İlham perileriyle bir süredir oynadığımız saklambaçta bu gece sobelendim . 
Ama ebe yine benim ben .

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Bir Yemek Masalı

Sahrap Soysal - Bir Yemek Masalı

Merhaba dostlar,
Bugün burada bulutlu bir hava hakimdi. Serinlik çok iyi geldi. Biraz nefes aldık.
Bu arada Cafe'ye uğramayanlara küsecğim ona göre, bir kahvemi de içmez oldunuz. Sıcaklarda ayran mı içiyorsunuz yoksa siz?
Şaka bir yana, huzurlu mutlu ve sağlıklı olun da, iyi haberlerinizle beni de mutlu edin.
Hani geçenlerde size bahsetmiştim ya Pınarlabneli kampanyasında en şık sofra yarışmasından yemek kitabı kazanmıştım.
Evet evet kitabım geldi , hem de Sahrap Soysal tarafından adıma imzalı.
Türkiye'nin çeşitli yörelerinden seçme yemeklerin yeraldığı kitabın en çok resimlerini beğendim, tam benlik otantik ayrıntılara bakmaktan yemeklere konsante olamadım ki.
Kitabın başka bir güzel yönü de yöre hakkında kısa bilgiler içermesi ve gittiğiniz ilde görmeden dönmeyin kısmının olması.
Elazığ'da Buzluk Mağarası, Malatya'da kırkgöz köprüsü, Adıyaman'da zey mağaraları, Bingöl'de kral kızı kalesi, Muş'ta Katerina Kalesi, Bitlis'te Urartu Mezarlığı,Van'da her yeri ( doğum yerim olduğu için çok merak ediyorum ), Ağrı'da Asur Yazıtları, Tunceli'de Tilköy Süryani Kilisesi, Ezincan'da Melikgazi Kümbeti, Kars'ta Havariler Kilisesi, Gümüşhane'de  Karaca Mağarası, Erzurum'da Yakutiye Medresesi, Kahramanmaraş'ta Taş Medrese, Gaziantep'te Şıh Hamamı,Kilis'te Beyaz Han Çarşısı, Diyarbakır'da Malabadi Köprüsü( ve tabiki Dicle Nehri), Mardin'de Kasımiye Medresesi, Antakya'da Aziz Petrus Kilisesi ve Manastırı, İskenderun'da Bakras Kalesi, Kelkit'te Pekün Kaplıcası, Trabzon'da Bedesten, Samsun'da Gelemen Çiftliği, Ankara'da Çankaya Atatürk Müzesi, Yozgat'ta Bozok Yaylası, Çankırı'da Taş mescit ( ve tabiki Anadolu'nun yüce dağı Ilgaz),Çorum'da Güllücek, Amasya'da Aynalı Mağara, Tokat'ta Sulusaray, Sivas'ta Divriği Darüşşifası,Adana'da Frenk( Çardak) Kalesi, Burdur'da Sagalassos, Isparta'da Anabura, Denizli'de Laodikea, Antalya'da Dere Ağzı Kilisesi, Osmaniye'de Frenk Antik Kenti, benim ilgimi çeken yerlerden bazıları oldu. Yolum düştüğünde kitapta bahsedilen her yeri görmek isterim.
Bir yemek kitabından öte kültürel  değerlerimize yer verilmiş okunası güzellikte bol ödüllü bir eser.
Artık Tigris ne yemekler yapar bakalım, ileriki günlerde göreceğiz. Kitabın hakkını vermek gerek değil mi ama ?


18 Temmuz 2016 Pazartesi

Uyan Ülkem !..


Selam sana şanlı bayrağım 
Selam blog dostları,
İçimde sanki aylardır buraya uğramamışım gibi bir his var. 
Ülkemde olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki, yaşadıklarımın şokundan kurtulamadan başka bir şokla sarsılıyorum.
Herkes bir kaç gündür kabusun içinde kaybolmuş. 
Söylenecek her şey söylendi. Ben sadece susuyorum. 
Bayrağımın kırmızısına sarıldım, dualar etmekteyim. 
Umuyorum ki güneş güzel günler için yeniden doğacak birlik ve beraberliğimiz olduğu sürece bu millet ebediyyen var olacak. Gaflet uykusundan uyanalım bu ülke öyle kolay kazanılmadı ki, yok öyle kolay pes etmek. Başka bir millet var mı ki bayrağının rengini şehidinin kanından alan ? 
Lütfen ve lütfen yüreğinizdeki Vatan sevgisini söndürmeyin , bir olalım birlik olalım. Damarlarımızdaki asil kandan aldığımız güç yolumuzu aydınlatsın sevgiyle.

12 Temmuz 2016 Salı

İki Kutu Güzellik

Kütüphanemin yeni dostları
Hu huuuu kimse var mı?
Selam dostlar,
Bugün yine iki kutu dolusu güzelliklerle geldim. Evet evet bir değil iki kutu.
Dün öğlen kapı da iki kere çalınınca hah dedim bu kesin postacıdır.
Yanıltmadı beni baktım elinde iki kocaman kutu, ay onlar benim diye nasıl da sevindim .
Bilenler bilir nisan ayında ikinci Kütüphanemi Bilecik Kınık'ta açmıştım. Bir de Kitap Kampanyası başlatmıştım.
Duyarlı Dostlarım sağolsunlar gerekli desteği göstermişlerdi.
İşte bu iki kutu da kütüphanem için biridi İzmir'den,diğeri de Osmaniye'den gelmiş. Kütüphanemdeki kitapların İzmir ve Osmaniye'deki akrabaları hoş gelmişler sefalar getirmişler. En kısa zamanda yerlerine kavuşacaklar.
Gelelim bu güzellikleri kimlerin gönderdiğine.
İzmir'den geleni, sevgili Zehra Ertuğru evet evet KurabiyeciMiss canım göndermiş. Onca telaşı , onca üzüntüleri arasında benim kütüphaneme katkıda bulunmak için günlerce nasıl da çırpındı durdu. Çok mutlu etti beni . Biliyorum ki o kitapları eline alan her çocuk da benimle aynı mutluluğu yaşayacaktır.
Gelelim ikinci kutuya. Hatırlayanlarınız vardır Sevgili Berika Berikanın Günlüğü bir kitap çekilişi düzenlemişti. Ben de doğal olarak katıldım. Katılanlar arasında öyle güzel yürekler vardı ki çekilişe benim şansıma katıldıklarını söylediler.
Bu güzel yürek sevgili Derya Derya Soygül dü. Ne ben ne de Derya çekilişi kazandı.
Berika sonuçları açıkladı ve bana bir mesaj gönderdi. Kitapları kazanan arkadaşımız sizin kütüphanenize göndermemi rica etti diye . Nasıl mutlu oldum anlatamam.
Bu güzel yüreğin sahibi de sevgili Gamze Umutlu Ev Kadını
Düşünüyorum da böyle güzel yürekler var olduğu sürece geleceğe dair umutlarım hiç sönmeyecek .
Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim . Emanetlerinizi en kısa zamnda yerine ulaştıracağım.
Diğer blog dostlarımı da bu güzel yürekleri daha yakından tanımaları için mutlaka bloglarını ziyaret etmeye davet ediyorum . Sevgiyle 

10 Temmuz 2016 Pazar

Dalmaçyalı Pasta


Merhaba blog dostlarım. Bayramı da bitirdik. Herkesi selametle evlerine gönderdik göndermesine de, el elde baş başta kaldık.
Günlerdir evin şen kahkahalarla çınlanan duvarları yalnızlık kıyafetini bir anda giyindi. Bir de pazar gününün sıkıcılığı eklenince Tigris'in içinde kara bulutlar dolaşmaya başladı.
Bayram bıyunca artık iyice büyüyen yeğenlerimin hoşluklarını izlemek ayrı bir keyifti. Kendi aralarında şakalaşmaları, gülüşmeleri, sinemaya gitmeleri , birlikte bir şeyler yapmak istemeleri beni gururlandırdı. Daha dün gibi bebeklik halleri gözümün önüne geldi. 
Kızlar pasta yapmayı öğrenmişler, kolları sıvayıp girdiler mutfağa. Çok da güzel ve pratik tarifle çıktılar karşıma . 
Bana da bu nefis tatlıyı yemek ve onları fotograflamak düştü. 
Blog dostlarımla da paylaşmak için tarifi yazmaya koyuldum. 

Dalmaçyalı Pasta

( pastanın üzerindeki beneklerden dolayı bu isim verilmiş)
Malzemeler:
1 pk bebe bisküvisi (200gr)
1 pk krem şanti
1 pk çikolata sos
Üzeri için çikolata
3,5 su bardağı süt. 

Yapılışı: 
Krem şanti 1 su bardağı soğuk sütle çırpılır ve buzdolabında soğumaya bırakılır. 
Çikolata sos 2,5 su bardağı sütle pişirilir. Bebe bisküvileri küçük küçük kırılıp, pişen çikolata sosa eklenir ve küçük bir cam kaba yayılır. Buzdolabında soğumaya bırakılır. 
Soğuyunca krem şanti üzerine düzgünce yayılır. 
Benmari yöntemiyle eritilen çikolata biraz süt eklenerek sos kıvamına getirilir. 
Pastanın üzerine tatlı kaşığıyla gelişi güzel benekler yapılarak pasta süslenir. 
Buzdolabında 4-5 saat bekletildikten sonra servise hazır olur. 


9 Temmuz 2016 Cumartesi

Anne, Kedi Beni Gıdıklıyor

Yeğenlerimin ve abilerimin evimize verdiği bayram havası eşliğinde Tigris mutlu günler geçiriyor. Onlarla geziyor, gülüyor söylüyor , yiyip içiyor, eğleniyor.
Her zaman gittiğimiz, bir fincan kahve ya da buz gibi  ev yapımı nefis bir limonatada, hoş sohbetlerimizin mekanı olmuş Palmiye Cafe bugün bizi dünyalar tatlısı yavru kedisiyle karşılıyor.
Resim yazısı ekle
Palmiye Cafe'nin tatlı sahibesi Cahide Abla ile  uzun yıllardır dostluğumuz olduğundan sanki cafe değil de bizi evinde ağırlıyormuş hissine kapılmak da kaçınılmaz oluyor. 
 Burada tatlı bir sohbet,günlük konular, hayata dair güzelliklerin içinde  buluveriyorsunuz kendinizi. 
Bugünün konusu tabiki sevimli kedicik oldu.
Onun o güzelliğine dayanamayan Tigris sevmeden durur mu hemen aldı kucağına başladı usul usul okşamaya.
Tüylerinin yumuşaklığında kaybolan sadece elleri değildi, birden anılarının yolu Van'daki gül bahçesine doğru onu sürükledi. 
 Küçüklüğünden beri kedilere deli olan Tigris her fırsatta onları sevmekten kendini alı koyamaz . Dokunmasa bile laf atmadan , ne güzel şeysin sen demeden durmaz .
Bilir ki bütün kediler onun dediklerini anlar . 
  Tigris, küçücük bir kız çocuğu iken , Van'da babasının müdürlük yaptığı okulun  güllerle bezeli bahçesinde koşup oynamayı sever, doğaya olan aşkı o günlerden mirastır. 
Bahçenin binbir renk gülleri ve çiçekleri arasındaki sarı kedi yavruları da ona öyle bir mutluluk verir ki kucağına alıp kedi yavrularını bağrına bastırır, sever, öper ama kedicikler yaramazdır. Tigris'in boynunu tırmalamaya başlarlar. Hatta tırmaladıkları yerler yol yol kanamaya başlar. Acı duymaz aksine büyük keyif alır bu sımsıcak yumuşacık oyun arkadaşlarından. 
Sesi soluğu çıkmadığı için annesi telaşla Tigris'i aramaya koyulur. Bir de bakar ki kucağında kedilere sımsıkı sarılmış Tigris gülüyor eğleniyor. Anne yüreği tırmalanmış yerlerden akan kana dayanır mı,
- kızım kediler seni tırmalıyor bırak onları dese de Tigris
- Anne, kedi beni gıdıklıyor.
Diyerek yıllar yılı ne bu anı ne de kedilerle olan dostluğunu unutmamıştır. Bilir ki bütün kediler onundur. 
 Ah Sarı kedicik !
Sen de bugün beni anılarımla gıdıkladın, yanağımdaki gamzelerin belirmesinin sebebi oldun. 
Sevgiyle 
Not: Eskişehir'e yolunuz düşerse Palmiye Cafe'de soluklanmadan, sakın olaki gitmeyin. Çayın , kahvenin ve sohbetin tadına varabilesiniz.


7 Temmuz 2016 Perşembe

Antakya Kömbesi

Antakya Kömbesi

Selam millet.
Tigris bayram hazırlıkları sırasında boyundan büyük işlere kalkışıp yöresel bir lezzet olan Hatay Kömbesi'ni yaptı.
 Antakya, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Osmaniye yörelerinde geleneksel olarak Ramazan Bayramı'nda ikram edilen bu nefis lezzet, neden bizim evde de güzel aromasıyla misafir olmasın dedim ve ben de o mutluluğa dahil oldum.
Yapılışına gelince
 Malzemeler: 
125 gr. erimiş margarin
1 su bardağı ayçiçek yağı
2 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı kömbe baharatı ( tarçın,toz karanfil,dövülmüş damla sakızı,zencefil, muskat,mahlep,yeni bahar karışımı)
1 pk. kabartma tozu
1 pk. vanilya
5-6 su bardağı un
Susam

Yapılışı:

Eritilmiş ve ılınmış margarine sırasıyla ayçiçek yağı, süt , pudraşejeri ,kömbe baharatı ilave edilip karıştırılır, kabartma tozu ve vanilya un ile birlikte elenerek ele yapışmayacak bir hamur elde edilir.
 Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanır ve susama batırılır. Tahtadan yapılmış özel kömbe kalıbına bastırılarak şekil çıkarılır, yağlı  kağıt serilmiş tepsiye dizilir.
180 derece fırında üzeri pembeleşene kadar pişirilir.
Evin hatta apartmanın tamamına yayılan o cezbedici kokusu yok mu , denemeye değer.
Ben ilk defa denediğim için malzemelerin yarı ölçüsünü kullandım. İyiki de öyle yapmışım  çünkü
Antakya Kömbesi 
çok bereketli bir hamur oluyor.
Bayatlamadan günlerce saklamak için cam bir kavanozda kapağı kapalı bir şekilde saklanmalıdır.
Geleneklerimizi ve değerlerimizi yaşatmak adına bu tür yöresel lezzetlere şans vermekte yarar var.
Gelincik şerbetiyle hoş bir ikili olduklarını da belirtmeden geçmeyeyim.



6 Temmuz 2016 Çarşamba

Şeker Gibiyim

Tigris Şeker Bayramı 2016

Merhaba dostlar.
Tigris kendini kaybetmiş , görenlerin ve bulanların Cafe'ye müraccat etmeleri rica olunur. 
Bizimki günlerdir, bir koşulturma içindeki sormayın. 
Tatlısı, tuzlusu, şerbeti, temizliği derken bayram misafirlerini koluna takıp da geldi. 
Abiler, gelinler,torunlar, maşallah maşallah. 
-Hala çorabım nerdeee
-hala tokamı bulamıyorum 
-su getir 
-acıktımmmm
-hala  kahve yap 
Nidaları evimizin duvarlarında çınım çınım çınlıyor. 
Aman hep güzel günler için toplanalım. Tatlı telaşelerde buluşalım. 
Tek sıkıntı yazılaeınıza kedinin ciğere baktığı gibi bakıyorum , yorum bile yazamıyorum . 
Umarım bayramınız güzelliklerle doludur.
Ben şeker gibiyim şeker 
Bayramımız kutlu olsun.

1 Temmuz 2016 Cuma

Perdedeki Kelebekler

Perde süsü

Merhaba dostlar ,
Tigris bayram yaklaştıkça kendini işe vermiş durumda . Sil süpür, yıka  pakla pişir taşır bir yoğunluk bir yoğunluk. Bugün sandığı kurcalarken çekmecesinden çıkan kelebekler  meraklı Pandora'nın kutusunu aralıyormuşum hissini uyandırdı.
Bu kelebekler de neyin nesi dediğinizi duydum duydum. 
Efendim eskiden yetmişli yıllarda tül perdelerin süsleri bu kelebekler olurdu. Bayram öncesi perdeler leğende bir gece suya bastırlır isi pisi akıtılır. Sonra bembeyaz köpükler içinde yıkanır, paklanır. Misler gibi olur itinayla ütülenip kırışmadın diye omuz üstünde kornişlere asılır. Sonrasında ev temizliği bitince koltuk , sehpa ve vitrinlerin dantellerinin serilmesine sıra gelirdi. Son olarak perdelerin kelebekleri de asıldı mı iş bitmiş  
demekti. Hah işte bu ,her bayram perdelerimizi süsleyen artık sandıkta istirahate çekilen kelebekler ,bugün karşıma çıkıp eski günlerdeki ihtişamlarını yaşamak isterlercesine mahsun mahsun bana bakıyorlardı. 
Çıkardım onları usulca araladığım sandıktan. 
Yeni perdelere, plastikten cam pervazlarına ne kadar uyum sağlarlar bilemem ama onları görmek beni tanıdık bir yüze rastlamışcasına mutlu ettiler.

Öne Çıkan Yayın

Selam Dostlarım. Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum. Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle...